Uçak Biletleri İçin Bizimle İletişime Geçin
Tel: (224) 222 06 06 -       (224) 222 07 07
 


Umre nedir, nasıl yapılır
Umre, hac zamanı olan beş günden başka, senenin her günü, ihram ile yapılan, tavaf ve sa’y yapmak ve saç kazımak veya kesmektir. Umrenin farzı ikidir. İhram ve tavaf. İhram umrenin şartı, tavaf ise rüknüdür. Sa’y ve tıraş olmak ise vaciptir.
Umre, ömürde bir defa, Hanefi ve Maliki’de sünnet, Şafii ve Hanbeli’de farzdır.
İhrama girme yerleri:
Mekke’ye mikât sınırları dışındaki yerlerden gelenler yolları üzerindeki mikâtlardan birinde ihrama girerler. Mekke’de bulunulduğu esnada umre yapmak istenirse, Mekkeliler gibi, Harem Bölgesi dışına çıkılarak ihrama girilir.
Umre nasıl yapılır
1- Mikât sınırlarının birinde ihrama girilir ve niyet edilir.
2- Telbiye, tekbir, tehlil salevat-ı şerife okunarak Harem-i şerife girilir. Niyet edilip umre tavafı yapılır.
Tavaf esnasında iztibâ ve ilk üç şavtta remel de yapılır.
3- Tavaf namazından sonra Mes’aya gidilerek umrenin sa’yi yapılır.
4- Tıraş olunup ihramdan çıkılır. Böylece umre tamamlanmış olur.
Umrede Arafat, Minâ, Müzdelife’deki menâsik, kudum ve veda tavafı yoktur.
Okunacak dualar: Buraya yazmadık.
Mutlaka o duaları okumak da şart değil, herkes bildiği duaları okuyabilir.
Umre nedir, nasıl yapılır
Umre, hac zamanı olan beş günden başka, senenin her günü, ihram ile yapılan, tavaf ve sa’y yapmak ve saç kazımak veya kesmektir. Umrenin farzı ikidir. İhram ve tavaf. İhram umrenin şartı, tavaf ise rüknüdür. Sa’y ve tıraş olmak ise vaciptir.
Umre, ömürde bir defa, Hanefi ve Maliki’de sünnet, Şafii ve Hanbeli’de farzdır.
İhrama girme yerleri:
Mekke’ye mikât sınırları dışındaki yerlerden gelenler yolları üzerindeki mikâtlardan birinde ihrama girerler. Mekke’de bulunulduğu esnada umre yapmak istenirse, Mekkeliler gibi, Harem Bölgesi dışına çıkılarak ihrama girilir.
Umre nasıl yapılır
1- Mikât sınırlarının birinde ihrama girilir ve niyet edilir.
2- Telbiye, tekbir, tehlil salevat-ı şerife okunarak Harem-i şerife girilir. Niyet edilip umre tavafı yapılır.
Tavaf esnasında iztibâ ve ilk üç şavtta remel de yapılır.
3- Tavaf namazından sonra Mes’aya gidilerek umrenin sa’yi yapılır.
4- Tıraş olunup ihramdan çıkılır. Böylece umre tamamlanmış olur.
Umrede Arafat, Minâ, Müzdelife’deki menâsik, kudum ve veda tavafı yoktur.
Okunacak dualar: Buraya yazmadık.
Mutlaka o duaları okumak da şart değil, herkes bildiği duaları okuyabilir.
Umre nasıl yapılır
1- Mikât sınırlarının birinde ihrama girilir ve niyet edilir.
2- Telbiye, tekbir, tehlil salevat-ı şerife okunarak Harem-i şerife girilir. Niyet edilip umre tavafı yapılır.
Tavaf esnasında iztibâ ve ilk üç şavtta remel de yapılır.
3- Tavaf namazından sonra Mes’aya gidilerek umrenin sa’yi yapılır.
4- Tıraş olunup ihramdan çıkılır. Böylece umre tamamlanmış olur.
Umrede Arafat, Minâ, Müzdelife’deki menâsik, kudum ve veda tavafı yoktur.
Okunacak dualar: Buraya yazmadık.
Mutlaka o duaları okumak da şart değil, herkes bildiği duaları okuyabilir.
Hacdan önce ve hacda ziyaret yerleri
Ankara
1- Hacı Bayram-ı Veli hazretleri (Ulus)
2- Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri (Bağlum)
Konya
1- Hz.Mevlana ve Müzesi
2- Sadreddin-i Konevi hazretleri
3- Şemsi Tebrizi hazretleri
4- Alaaddin Camii
5- İnce Minare
6- Çinili Köşk
7- Koyunoğlu Müzesi
8- Selçuklu Sultanları
Tarsus
1- Eshab-ı Kehf
Şanlı Urfa
1- Hz.İbrahim’in ateşe atıldığı kale
2- Balıklı göl
Mısır
1- İmam-ı Şafii hazretleri
2- İmam-ı Şarani hazretleri
3- Seyyidet Nefise hazretleri
Bağdat
1- Seyyid Abdülkadir-i Geylani hazretleri
2- İmam-ı a’zam hazretleri
3- İmam-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri
4- Seyyid Musa Kazım hazretleri
Medine-i münevvere
1- Ravda-i Mutahhara
2- Hz. Ebu Bekir Sıddık [Sol yanı başındadır]
3- Hz. Ömer [Onun solunda]
4- Cennetü’l Baki [Hz.Aişe, Hz. Osman ve Eshab-ı kiram kabirleri]
5- Mescid-i Kuba
6- Mescid-i Kıbleteyn
7- Hz. Hamza’nın kabr-i şerifi
Mekke-i mükerreme
1- Ebu Kubeys dağı
2- Hira dağı
3- Cennet-ül Mu’allâ kabristanı
Minâ
1- Hz.İsmail’in kurban edildiği yer.
2- Hz.İsmail’in şeytanı taşladığı yer
3- Mescid-i Haif
Müzdelife
1- Mescid-i Meş’arilharam
Arafat
1- Mescid-i İbrahim-nemre
2- Cebel-i Rahme
Şam
1- Cami-i Emeviye ve Ak Minâre
2- Hz. Hüseyin’in mübarek başı
3- Binti Zeynep (Hz. Hüseyin’in kızı)
4- Bilal-i Habeşi hazretleri
5- Ebu Hureyre hazretleri
6- Ümmü Gülsüm hazretleri
7- Muhiddin-i Arabi hazretleri
8- Kırklar Makamı
9- Selahaddin-i Eyyubi
Humus
1- Halid bin Velid hazretleri ve oğlu
2- Hz. Ömer’in oğlu Hz. Ubeydullah
Hacda hastalanmamak için
Sual: Hacda hastalanmamak için ne yapmamızı tavsiye edersiniz?
CEVAP
1- Temizliğe çok dikkat etmeli, yemeklerden önce ve sonra elleri yıkamalı.
2- Terledikten sonra mümkünse banyo yapmalı.
3- Çamaşırlar sık sık değiştirilmeli.
4- Gidilen ve kalınan yerlerde de temizliğe çok dikkat etmeli.
5- Sıcakta bozulacak gıdaları götürmemeli.
6- Açıkta satılan yiyecekleri almamalı.
7- Çokça limon götürülebilir.
8- Yağlı ve ağır yiyeceklerden sakınmalı.
9- Yoğurt uygun bir gıdadır. Su ihtiyacı için tuzlu ayran içmeli.
10- Hazır meyve suyu ve süt bulundurmak iyi olur.
11- Hazır memba sularını tercih etmeli. Memba suyu bulunmazsa, klorlanmış su içmeli.
12- Terleme ile su ve tuz kaybı, bilhassa kalb ve damar hastaları için daha tehlikelidir. Bu durumda tuzlu ayran veya su içilmeli. (Bir litreye [dört su bardağına] bir çay kaşığı tuz kâfidir.) İshal olunca da tuzlu su içmelidir.
13- İshal için rastgele ilaç yerine, doktorun tavsiyesine uygun bir ilaç almalı.
14- Fazla terlemek zararlıdır. Tuzlu su veya tuzlu ayran içmeli. Limonata ve limonlu çay da iyidir.
15- İnce ve pamuklu elbise giymeli.
16- Terli çamaşırları sık sık değiştirmeli.
17- Cereyanda kalmamaya dikkat etmeli.
18- Baş dönmesi, şiddetli baş ağrısı, çarpıntı, nefes daralması, ateş, görmede bulanıklık gibi haller görülünce hemen serin bir yere gitmeli.
19- Güneş altında fazla kalmamalı. [Bilhassa kuşluk vaktinden ikindiye kadar]
20- Sokağa gece çıkmayı tercih etmeli.
21- Güneşte şemsiye kullanmalı.
22- Çok sıcaktan çok soğuk yere girmemeye dikkat etmeli.
23- Aircondition gibi soğutuculardan faydalanmaya çalışmalıdır.
Yorgunluk
Aşırı yorulmamalıdır. Fazla yorgunluk tehlikeli olabilir. Nafileleri yapayım derken farzdan mahrum kalmamalıdır. Hastalık, ihtiyarlık veya kalabalık gibi bir özür ile vacipler terk edilince, bir şey lazım gelmez. Bir vekile yaptırmak lazım olmaz.
Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki:
1- Zemzem her içilişte kaburga kemikleri şişinceye kadar içilmeli.
2- Yorgun düşmemek için gidilecek yerlere vasıta ile gidilmeli.
3- Uykuyu tam almalı ki ibadetler sıhhatli yapılabilsin.
4- Sulu şeyler yememeli. Zeytin ve domatesli pilav yenilmeli.
5- Zemzem yalnız içilmeli, yemeklerde dahi kullanılmamalı.
Farzın yanında nafilenin kıymeti
Sual: Hacda ölmekten korkuyorum. Hacca gitmek yerine, bir hayır kurumuna yardım eden, aynı sevaba kavuşur mu? Bu uygun değilse haccın kabul olması için nelere dikkat etmeli?
CEVAP
Bir kimse, hacca gitmeyip onun yerine, bin tane cami, bin tane okul, bin fakire ev yaptırsa, hacca gitme sevabı alamaz. Zekat vermeyip onun yerine, bin tane cami, bin tane okul yaptırsa, bir kuruşluk zekat borcunu ödemiş olmaz. Namaz kılmayan kimse de, bir vakit namaz yerine, bin tane cami, bin tane okul yaptırsa, bir vakit namaz sevabına kavuşamaz, bir vakit borcu ödenmiş olmaz.
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(Farz ibadetin yanında nafile ibadetlerin hiç kıymeti yoktur. Deniz yanında damla kadar bile değildir. Melun şeytan, bazı kimseleri aldatarak farzları küçük gösteriyor. Nafileye önem verdiriyor. Zekat verdirmeyip, nafile sadakaları güzel gösteriyor. Halbuki, zekat niyetiyle fakire bir altın vermek, yüz altın sadaka vermekten daha sevaptır. Çünkü zekat vermek farzı yapmaktır.)
Farz haccı yaptıktan sonra, nafile hacca gitmeyip onun yerine yakınlarına, fakirlere yardım etmek elbette çok sevap olur. Farz olan hacca gitmeye çalışmalıdır! Bir defa farz olan haccı yapmak, yirmi defa Allah yolunda savaşmaktan daha sevaptır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hac, suyun kirleri temizlediği gibi, günahları yok eder.) [Taberani]

Kabul olan hac, kılınmamış namazların, tutulmamış oruçların, verilmemiş zekatların günahlarının affına sebep olmaz. Bunları geciktirme günahlarının affına sebep olur. Kul borçları da verilmedikçe veya helalleşilmedikçe ödenmiş olmaz. Kul ve Hak borcundan başka günahlar affedilir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Arafat’ta vakfeye durup ta günahlarının affedilmediğini zanneden mümin, büyük günaha girmiş olur.) [Hatib]
Haccın kabul olması için, haccın farzlarını, vaciplerini ve sünnetlerini yapmaya çalışmalı, niyeti düzeltmeli, riya karıştırmamalı, ihlasla hareket etmeli ve helal para ile hacca gitmelidir! Ticareti, dünyalık işleri, hac işine karıştırmamalı, borçları varsa ödemeli, hak sahipleri ile helalleşmeli, günahlarına tevbe etmelidir! Bunlara riayet edilerek yapılan hac makbul olur. İki hadis-i şerif meali:
(Hac edin ki, muhtaç olmayın! Sefere çıkın ki sağlığa kavuşun!) [Şir’a]
(Hac zenginliğe, zina fakirliğe sebep olur.) [Taberani]
Hacca giden, başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek sıkıntılara da katlanmalı, yumuşak davranmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Yumuşak davranmayan hayır yapmamış olur.) [Müslim]
Sert, kırıcı olmaktan da kaçmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Sertlikten, çirkin şeyden sakının! Yumuşaklık insanı süsler, çirkinliği giderir.) [Müslim]

Hacca giderken orada ölmekten korkmamalıdır! Hatta hac yolunda ölmeyi ganimet bilmelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hacca giderken veya gelirken ölenin, bütün günahları af olur. O kimse, hesaba çekilmeden ve azap görmeden Cennete girer.) [İsfehani]
Ölen babanın yerine hac
Sual: Ölen babamın yerine hacca gitmek istiyorum. Ne yapmam lazımdır?
CEVAP
Vekaleten hacca gidecek kimsenin daha önce haccetmiş olması yahut zengin birisi olması tercih edilmelidir! Vekil olarak hacca gidecek kimse fakir ise, daha önce de hacca gitmemişse, kendi için de, başka bir yıl hac yapması farz olur.
Vekilin, ihrama girerken, emreden kimse için, kalb ile niyet etmesi şarttır. Hac borcu olan kimsenin, öldükten sonra kendi için hac yapacak vekilin adını bildirerek vasi olan kimseye emir vermesi lazımdır. Meyyit veya meyyitin vasi yaptığı yabancı kimse, vârislerden birini, diğer vârisler izin vermedikçe, vekil yapamaz.
Bir kimse izin vermeden, başkasının, bunun yerine hacca gönderilmesi caiz değildir. Yalnız vâris, ölen akrabası, vasiyet etmemiş, yani hac parası ayırmamış ise, kendine miras kalan para ile, onun yerine hacca gidebilir veya başkasını gönderebilir. Böylece ana-babasını hac borcundan kurtarmış olur. Kendine de, farz olmuş ise, kendi için, ayrıca gitmesi lazımdır. Onları borçtan kurtarması, kendine çok sevap kazandırır.
Sual: Ölmüş veya sağ olan bir kimsenin yerine farz olan hacca gitmek caiz midir? Mesela bir kimse, bu yıl dayısının, öteki yıl amcasının yerine gidiyor. Onlar, hac borcundan kurtuluyor mu?
CEVAP
Namaz, oruç gibi beden ile yapılan ibadetler başkası yerine yapılamaz. Herkesin kendi yapması lazımdır. Vekaletle yaptırılamaz. Zekat gibi yalnız mal ile yapılan ibadetleri, onun izni ve malı ile başkasının yapması caiz olur. Hac, hem beden, hem mal ile yapılır. Bir kimse, hayatta iken, bir özrü de yok iken onun yerine başkası hac yapamaz. Devamlı özrü olan, kendi yerine başkasını hacca gönderebilir. İzinsiz vekil olup haccedenin haccı kendine olur. Sevabını vekil olduğu kimseye bağışlayabilir. Fakat bağışladığı kimse, hac borcundan kurtulamaz.
Kadınların hacca gitmesi
Sual: Mahremi olmayan kadınların, Şafii mezhebini taklit ederek hacca gitmeleri caiz midir?
CEVAP
Hanefi mezhebinde, kadının mahremsiz sefere çıkması, hacca gitmesi haramdır. Şafii mezhebinde, kadının mahremi olmadan, emin kadınlarla birlikte hacca gitmesi caizdir. Hanefi kadın, Şafii’yi taklit ederek, böyle hacca gidemez. Çünkü mezhep taklidi, ancak emrolunan bir iş yapılırken, meşakkat, sıkıntı olduğu zaman, bu sıkıntıdan kurtulmak içindir. Mahrem bir erkeği bulunmayan kadının hacca gitmesi emrolunmadı ki, Şafii’yi taklit etmek lazım olsun. Yani mahremi olmayan kadına hac farz olmaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kadın, yanında bir mahremi olmadan hacca gidemez.) [Bezzar]
Kadın mahremi ile hacca giderken yolda, mahremi ölse, zaruret olduğu için Şafii mezhebini taklit eder. Yani mahreminin ölmesi, Şafii mezhebini taklit etmesi için özür olur. Hacca giden Şafii bir erkeğin, hanımına veya yabancı kadınlara, Şafii bir kadının da kocasına veya yabancı erkeklere dokunmaması çok zordur. Dokununca da abdesti bozulur. Sık sık abdest almak da zor veya imkansız olur. İşte bu sıkıntıdan kurtulmak için Şafiilerin, Hanefi’yi taklit etmeleri, caiz ve lazım olur.
Sual: Bazıları, 3 kadının bir arada hacca gidebileceğini söylüyorlar. Dinimizde böyle bir şey var mıdır?
CEVAP
Dinimizde böyle bir şey yoktur. (Üç kadın hacca gider) demek dinimize aykırıdır. Kadınlar ne kadar çok olursa olsun, Hanefi’de mahremsiz hacca gidemez.
Sual: Bir kadın, eniştesi veya kayınbiraderi ile, uzun yola çıkabilir mi ve hacca gidebilir mi?
CEVAP
Enişte ve kayınbirader, mahrem akraba olmadığı için bunlarla yalnız kalmak günah olduğu gibi uzun yola gitmek de caiz değildir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allah’a ve ahirete inanan bir kadının, yanında babası veya oğlu veya kocası veya erkek kardeşi veya bir mahremi olmadan üç günlük ve daha fazla bir yola gitmesi helal olmaz.) [Buhari]
(Kocası veya mahremi olmayan müslüman bir kadının hacca gitmesi helal olmaz.) [Taberani]
Ancak bir zaruret veya ihtiyaç olunca, mesela mahrem kimse bulamayıp sefere de çıkmak lazım olunca, yanında mahrem erkekleri bulunan saliha hanımlarla beraber gitmek caiz olur. Fasık akraba yerine, salih olan yabancılar tercih edilir. Salih kimse, insanın düşmanı bile olsa, haram işlemekten korktuğu için malımıza, canımıza, ırzımıza zarar vermez. Seferde olan bir hanım ise, yanında mahrem akrabası olmasa da, beyinin ikâmet ettiği yere gelebilir.
Sual: Geçen sene bazı şirketler, kadınlar beraber olunca fizana da gidebilirler diyerek bizi hacca götürdüler. Uygun oldu mu?
CEVAP
Hayır. Peygamber efendimiz gidemez buyuruyor. Yanlış yapmışsınız, tevbe etmeniz gerekir.
Sual: Kadın Almanya’dan Türkiye’ye yalnız gidebiliyor da hacca niye gidemesin?
CEVAP
Bir kadın, zaruretsiz 104 kilometreden uzağa gidemez. Giden varsa günah işliyor demektir. Fakat götürecek kimsesi yoksa veya gidecek durumda değilse, salih bir kimse ile memleketine gidebilir, fakat hacca, umreye gidemez.
Sual: Dul bir kadının hacca gidebilmesi için bir erkekle nikahlanması dinimizde var mıdır?
CEVAP
Öyle bir şey yok. Hacca gidebilmek için birisi ile evlenmek gerekmez. Ama illa gideceğim derse, dul bayan, boşanma hakkı kendi elinde olmak üzere nikah yapabilir, muvakkat nikah değil. Normal nikah yapabilir. Gelince kocasını boşayabilir. Boşamak üzere nikah olmaz. Normal nikah yapılır, hacdan gelince boşanır veya boşanmaz onun bileceği iş.
Sual: Annem, hacca gidince, kalabalıktan dolayı, haram işlememek için tavaf yapamazsa, orada beni vekil edebilir mi?
CEVAP
Vekil edemez. Haram işleyerek de tavaf yapmaz. Bir yolunu bulmalıdır. Bulamazsa ben hac etmeden ölürsem yerime vekil gönderin diye vasiyet eder.
Sual: Yaşlı kadın, yaşlı ve salih erkekle umreye de gidebilir mi?
CEVAP
Sefere gider, umreye gidemez.
Sual: Hacda haram işlemeden haccedemiyen kadın, ne yapar?
CEVAP
Haram işlemeden hac yapmaya çalışır. Haram işlemeden hac yapamazsa, vasiyet etmelidir. Şöyle vasiyet yapabilir:
(Ölene kadar hacca gidemezsem, yerime vekil gönderin.) [Ukud-üd-dürriyye]
Sual: Hanımın nisabın üstünde bileziği var. Hacca gitmesi farz mıdır?
CEVAP
Parası olmak kâfi değildir. Hacca götürüp getirecek mahreminin bulunması da şarttır.
Sual: Kadınlar ihrama girdikleri elbiseyi, ihramdan çıkıncaya kadar çıkarmamaları mı gerekiyor, mesela otelde iken başları açık durabilirler mi?
CEVAP
Durabilirler.
Sual: Muayyen hâli yüzünden ziyaret tavafını yapamayan kadın ne yapar?
CEVAP
Temizlendikten sonra yapar.
Sual: Hayzlı veya nifaslı kadın tavafı, sa’yi temizlenince, ömrünün sonuna kadar senenin herhangi bir ayında yapabilir mi?
CEVAP
Evet. Fakat geciktirmemelidir.
Sual: Hac yolcuğunda, kadınların erkeklerin yanında abdest almaları uygun mudur?
CEVAP
Harama önem vermemek çok tehlikelidir. Başkasının yanında, avret yerini açmadan su ile istinca yapamayan kimse, pislik fazla olsa bile, su ile istincadan vaz geçer. Avret yerini açmaz. Namazı öyle kılar. Açarsa, haram işlediği için fasık olur.
Tenha bir yer bulununca su ile istinca yapar ve namazını iade eder. Gusledecek kimse de tenha yer bulamazsa, teyemmüm eder. Çünkü bir emri yapmak, bir haram işlemesine sebep olursa, haram işlememek için, o emir terk edilir, yapılmaz. (R.Muhtar)
Sual: Dul bir kadının mahremleri yoksa hacca mahremsiz gidebilir deniyor. Bir de hacda tavaf ederken kalabalıktan sıkışma oluyor, kadın erkek birbirine dokunsa da, zaruret olduğu için haram olmaz deniyor. Ayrıca hacda kadın yabancı erkeklerin yanında kollarını açarak abdest alabilir, necaset varsa temizleyebilir, hacda günah olmaz diyorlar. Bunlar doğru mudur?
CEVAP
Hiç birisi doğru değildir. Çünkü haramdan kaçmak, farzı yapmaktan önce gelir. Hadis-i şerifte, (Ufacık bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruldu. Haramdan kaçmanın sevabı, farzları yapmanın sevabından daha fazladır. Haram işleyerek farz yapılmaz. Farz ile haram bir araya gelince, yani farzı işlerken haram işlemek mecburiyeti olunca, haram işlememek için farz tehir edilir.
Sual: Bayan bir yazar, (Mahrem erkek akrabası olmadan kadın niye hacca gidemez ki? Âdetli iken niçin harem-i şerife giremez ve tavaf edemez ki? Mevlüt efendi, mazeretli kadının Kâbe’yi tavaf edemeyeceğini söylüyor. Tanrı tavaf hakkını yalnız erkeğe verecek kadar adaletsiz midir? Diyelim ki kadın, hac esnasında regl oldu, ertesi sene gidince yine regl oldu. Ne olacak) diyor. (Dinin emrini bildirenlerin hepsinin psikologa ihtiyacı var) diyor. Buna nasıl cevap vermeli?
CEVAP
Önce günlük işlerden örnek verelim:
Türkiye’de oy kullanma yaşı 18’dir. Milletvekili seçilme yaşı 30’dur. Şimdi 17 yaşındaki bir gencin, (18 yaşındaki gençler, oy kullanıyorlar da, ben niçin oy kullanamıyorum. Bu ne adaletsizlik) demeye hakkı var mıdır? Yirmi yaşındaki bir gencin de, (otuz yaşındakiler milletvekili adayı olurken, ben niye olamıyorum) demesi acaba normal midir? Bir avukatın, (Bana niçin doktorluk yaptırmıyorlar) demesi, bir doktorun da, (Bana niçin avukatlık yaptırmıyorlar. Böyle adalet olmaz) demesi normal midir? Asıl böyle diyenler psikologluk değil midir? Birçok ülke, pasaportu olmayan kimseyi, geri çeviriyor, ülkesine koymuyor. Pasaportsuz birinin, (Herkes gidiyor, beni niye koymuyorlar? Bu ne adaletsizlik) demesi elbette yanlıştır.
Dinin sahibi de Allah’tır. Kuralları koyan Odur. Kur’an-ı kerimi gönderen Odur. Kur’an-ı kerimi hadis-i şerifleriyle açıklayan Onun Peygamberidir.
En büyük Peygamberi Muhammed aleyhisselam buyuruyor ki:
(Allahü teâlâya ve ahiret gününe inanan bir kadının, yanında babası veya oğlu veya kocası veya erkek kardeşi veya bir mahremi olmadan üç günlük ve daha fazla bir yola gitmesi helal olmaz.)
[Bu hadis-i şerifi, büyük hadis âlimlerinden imam-ı Buhari hazretleri bildirmektedir.]
(Kocası veya mahremi olmayan müslüman bir kadının, hacca gitmesi helal olmaz.)
[Bu hadis-i şerifi, büyük hadis âlimlerinden imam-ı Taberani hazretleri bildirmektedir.]
(Kadın, yanında bir mahremi [nikah düşmeyen erkek akrabası] olmadan hacca gidemez.)
[Bu hadis-i şerifi, büyük hadis âlimlerinden imam-ı Bezzar hazretleri bildirmektedir.]
Bayan yazar bunları bilmeyebilir. Bilmediği de meydandadır. Bilmediği konuları ele alıp da, bilenlerin yanında gülünç duruma düşmesi akıl kârı mıdır? Regl olan bir kadının namaz kılmaması, oruç tutmaması ve tavaf yapmaması Mevlüt efendinin düşüncesi değildir. Kadının muayyen özürlü iken Harem-i şerife girememesi de, şu veya bu yazarın fikri değildir. Bunlar Allah’ın bildirdiği hükümdür. Bunları kimse değiştiremez. Pasaportsuz yabancı bir ülkeye gidilemediği gibi, temiz, abdestli olmayan da Harem-i şerife giremez.
Bu konuda Allah’ın sevgili Peygamberi buyuruyor ki:
(Hayzlı [regl, âdetli olan] kadın namaz kılamaz.)
[Bu hadis-i şerifi, büyük hadis âlimlerinden imam-ı Ebu Davud hazretleri bildirmektedir.]
(Kâbe’yi tavaf etmek, namaz kılmak gibidir. Namaz kılarken abdestli olmak gerektiği gibi, Kâbe’yi tavaf ederken de abdestli olmak gerekir.)
[Bu hadis-i şerifi, büyük hadis âlimlerinden imam-ı Tirmizi hazretleri bildirmektedir.]
(Cünüp ile hayzlı veya nifaslı kadına mescide, camiye, harem-i şerife girmek helal olmaz.)
[Bu hadis-i şerifi, büyük hadis âlimlerinden imam-ı Muhammed ibni Mace hazretleri bildirmektedir.]
Kadın, tavaf ederken regl olursa, en fazla on gün bekler. Temizlenince tavaf eder. Ertesi sene gelmesine gerek yoktur. Telbiye sırasında sesini yükseltmemesi de yine dinimizin emridir.
Şeytan taşlamak
Sual: Bazıları, şeytan taşlamanın aslı olmadığını söylüyorlar. Bu hususta hadis var mıdır?
CEVAP
Bir şeyin aslı olması için mutlaka hadis-i şerif ile bildirilmesi lazım değildir. Dinimizde dört delil vardır. Bunların birisinde varsa, başka delil aranmaz. Bütün fıkıh kitaplarında şeytan taşlamanın vacip olduğu bildirilmektedir.
Bu hususta birkaç hadis-i şerif şöyle:
(Ya Resulallah, bu taşları şeytana atmaktaki mükafatımız nedir?) diye sorana, buyurdu ki:
(Bunun mükafatını, en çok muhtaç olduğun Kıyamette, Rabbinin katında bulacaksın!) [Taberani]
(İbrahim aleyhisselam, hac yapmaya geldiği vakit, ilk cemrede [şeytan taşlama yerinde] yolunu kesen şeytana yedi taş attı. Şeytan yere battı. İkinci cemrenin yanında görünce yine yedi taş attı. Şeytan yine yere battı. Üçüncü taşlama yerinde şeytanı tekrar görünce, yedi taş atıp onu yerin dibine geçirdi.) [Hakim, İbni Huzeyme]
Resulullah efendimizin şeytan taşlamaya yaya gidip geldiği Tirmizi’deki hadis-i şerifte bildirilmektedir.
Farz ile haram çakışınca
Sual: Hacda tavaf ederken çok kalabalık oluyor, kadın erkek birbirine dokunuyor. “Zaruret olduğu için haram olmaz” deniyor. Doğru mudur?
CEVAP
Farz ile haram çakışınca, yani farzı eda ederken haram işlemek mecburiyeti olunca, haram işlememek için farzı tehir etmek lazımdır. Mesela, zengin olan bir kadının hacca gitmesi farzdır. Hacca yalnız gitmesi ise haramdır. Mahremi bulunmadığı müddetçe, haram işleyerek yalnız başına hacca gidemez.
Bunun gibi farz olan tavafı yapabilmek için erkeklere dokunarak, haram işleyerek tavaf yapamaz. Kalabalık olmadığı zamanlarda tavaf eder.
Sual: Dul bir kadının mahremleri yoksa hacca mahremsiz gidebilir deniyor. Bir de hacda tavaf ederken kalabalıktan sıkışma oluyor, kadın erkek birbirine dokunsa da, zaruret olduğu için haram olmaz deniyor. Ayrıca hacda kadın yabancı erkeklerin yanında kollarını açarak abdest alabilir, necaset varsa temizleyebilir, hacda günah olmaz diyorlar. Bunlar doğru mudur?
CEVAP
Hiç birisi doğru değildir. Çünkü haramdan kaçmak, farzı yapmaktan önce gelir. Hadis-i şerifte, (Ufacık bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruldu. Haramdan kaçmanın sevabı, farzları yapmanın sevabından daha fazladır. Haram işleyerek farz yapılmaz. Farz ile haram bir araya gelince, yani farzı işlerken haram işlemek mecburiyeti olunca, haram işlememek için farz tehir edilir.
Üstünde çok necaset bulunan kimse, avret yerini açmadan veya başka bir sebeple temizlemesi mümkün değilse, başka elbisesi de yoksa, o haliyle kılar, çıplak kılmaz. Sonra temiz elbise bulsa, artık o namazı iade etmez. Hatta temizleme imkanı olsa; ama yanında yabancılar varsa, temizlemeden namazını kılar. Çünkü başkalarının yanında avret yerini açmak yasak, necaseti temizlemek ise emirdir. Emir ile yasak bir araya gelince, yasağa uyulur. Yani avret yeri açılmaz. Bir emri yapmak, bir haramı işlemeye sebep olursa, haram işlememek için, o emir terk edilir, yapılmaz.
Haramdan kaçmak, farzı yapmaktan önce geldiği gibi, mekruhtan kaçmak, sünneti yapmaktan önce gelir. Mekruh işleyerek sünnet yapılmaz. Birkaç örnek verelim:
1- Cemaatle namaz kılınırken, sünnete başlamak mekruhtur. Sabah sünnetini kılmamış olan, sünneti kılarsa, cemaate yetişemeyeceğini anlarsa, sünneti kılmaz, hemen imama uyar. Cemaate son oturuşta olsun yetişeceğini anlarsa, sünneti caminin dışında, sofada [holde] çabuk kılar. Hol yoksa, içerde direk arkasında kılar. Böyle yer yoksa sünneti kılmaz. Çünkü, cemaat ile kılınırken, nafile kılmak mekruhtur. Mekruh işlememek için sünnet terk edilir.
2- Cemaatle namaz kılmak sünnettir. Takkesiz namaz kılmak mekruhtur. Takkesi olmayan cemaate uymaz, takkeyi bulup yalnız kılması, takkesiz cemaatle kılmasından evladır.
3- Aşure günü oruç tutmak sünnettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Aşure günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur.) [Taberani]
Ancak Yahudilere benzememek için, yalnız aşure günü oruç tutmak mekruh olur. 9. ile 10. veya 10. ile 11 günü tutulursa mekruh olmaz.
4- Nevruz günü ve cumartesi günü tek gün oruç tutmak mekruhtur. Savm-ı Davud orucu tutan, yani bir gün yiyip bir gün tutan kimse, orucu Nevruza ve cumartesine de gelse o gün oruç tutması mekruh olmaz. Arefe günü oruç tutmak müstehaptır. O gün Nevruza veya cumartesine isabet etse de, bugün Arefe diye oruç tutan kimse, mekruh işlemiş olmaz. Nevruz diye, cumartesi diye tutarsa mekruh olur, Arefe diye tutarsa mekruh olmaz. Demek ki burada niyet önemlidir. Bunun gibi Kadına benzemek için saç uzatmak, Budist’e benzemek için saç kazıtmak, Kastro’ya benzemek için sakal bırakmak da mekruh olur.
5- Bir işe sünnet ve mekruh denmişse, o işi yapmamak gerekir. Mesela teşehhüdde parmak kaldırmak sünnet, mekruh, hatta haram bile denmiştir. O halde, teşehhüdde parmak kaldırılmamalı.
Hacer-i esvedi öpmek
Sual: Hacıların hacer-i esvedi öpmesi gerekir mi?
CEVAP
Hacer-i esvedi öpmek sünnettir. Müslümanlara eziyet vermeden öpmeye çalışmalıdır! Eziyet verecekse uzaktan istilam etmelidir!
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hacer-i esved, Cennet yakutlarındandır. Kıyamette, iki gözü ve bir dili olduğu halde getirilir. Ta’zim ve sıdk ile istilam edenin lehinde şahitlik eder. Riya ve alay ile istilam edenin de aleyhine şahitlik eder.) [Tirmizi]
[İstilam: Hacer-i esvedi öpmek, elle okşamak, kalabalık dolayısıyla mümkün olmazsa, uzaktan hürmet işareti yapmak.]
Hac yolunda ölen
Sual: Hacca giderken yolda hastalanıp ölen fakir hacı olur mu?
CEVAP
Hac yapmayan hacı olamaz. Ancak niyetine göre çok sevap alır. Çünkü hac yapmak niyetiyle yola çıkmıştır. Hadis-i şerifte, (Bir iyilik yapmaya azmedip de yapamayan kimse, o iyiliği yapmış gibi sevap alır) buyuruluyor. Hastalık veya başka sebeplerle cihâda gidemeyip Medine’de kalan Eshab-ı kiram için Peygamber efendimiz, (Medine’de kalmış öyle kimseler vardır ki, bu cihaddan alacağımız mükafatta, onlar da bize ortaktır) buyurdu. Çünkü niyetleri cihada gitmek, mallarını ve canlarını Allah yolunda harcamak idi. Ancak onları bu cihaddan alıkoyan bedenlerine ârız olan mânidir.
Sual: Vücub ve eda şartları kendisinde bulunan, yani hacca gitmesi farz olan kimse, hac yolunda ölürse yerine vekil gönderilmesi gerekir mi?
CEVAP
Kendisine o sene hac farz olmuşsa yerine vekil gönderilmesi gerekmez, haccı sâkıt olur. Hac farz olduğu sene gitmeyip de sonraki senelerde, hac yolunda veya evinde hasta veya hapis, sakat olursa yerine başkasını, kendi memleketinden bedel göndermesi veya bunun için vasiyet etmesi lazımdır. Bedel gönderdikten sonra iyi olursa, kendinin gitmesi de lazım olur. Sonraki senelerde hacca giderse, tehir günahı affolur.
Hac yolunda ölmek bir nimettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Hacca giderken yolda ölene, Kıyamete kadar hac, cihada giderken de ölene, Kıyamete kadar cihad sevabı yazılır.) [Ebu Ya’la]
(Mekke’ye giderken ve oradan dönerken ölene, ahirette terazi kurulmaz, hesaba çekilmez ve günahları affedilir.) [İsfehani]
Hacca görevli gitmek
Sual: Fakir bir kimse, sağlık görevlisi olarak veya başka bir görevle Mekke’ye gidip hac yapsa, hac borcundan kurtulur mu, ileride zengin olsa, tekrar hacca gitmesi gerekir mi?
CEVAP
Mekke-i mükerremeye, hac vaktinde her ne suretle gidilirse gidilsin, orada farz olarak niyet edip hac yapan, hac borcundan kurtulur, ileride zengin olsa da, tekrar hacca gitmesi gerekmez. (R.Muhtar)
Haccın sahih olması için
Sual: Hacca gidenin bütün günahları af olur deniyor. Buna namaz, oruç ve kul borcu da dahil midir?
CEVAP
Hacca gidip gelenin değil, haccı kabul olanın günahları af olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kabul olan bir hac, geçmiş günahları yok eder.) [Beyheki]
(Haccedip, kötü söz söylemeyen ve doğruluktan ayrılmayan kimse, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur.) [Buhari]
Haccın sahih ve kabul olmasının şartları vardır. Sahih olması için vaktinde hac yapılması lazımdır. Kabul olması için de, haccın sahih olması, o kimsenin itikadının düzgün olması, bid’at ehli olmaması gibi şartları vardır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bid’at işleyenin, orucu, haccı, cihadı kabul olmaz.) [Deylemi]
Hac, sahih ve kabul olsa da, kul borçları, namaz, oruç borçları ödenmiş olmaz. Kul borçlarını ödemek, namaz ve oruç borçlarını kaza etmek suretiyle ödemek lazımdır.
Bir kimse, tevbe-i nasuh yaparsa, günahları af olur. Namazlarını kaza etmedikçe, yalnız tevbe ile af olmaz. Kaza ettikten sonra tevbe ederse, af olması ümit edilir. Önce düzgün bir itikada sahip olmak, bid’atlerden kaçmak, kul ve Hak borcunu ödemek lazımdır
Haccı mebrur
Şartlarına uygun olarak ihlas ile yapılan hacca, (Hacc-ı mebrur) denir. Hacc-ı mebrur, kazaya kalmış olan farzlardan ve kul haklarından başka günahların affına sebep olur. Bu ikisinin af olması için kazaların ve kul haklarının ödenmesi de lazımdır.
Hac sebebiyle, farzı yapmamanın günahı affedilmez ise de, vaktinde yapmamanın, vaktinden sonraya bırakmanın günahı affedilir. Hacdan sonra, farzları kaza etmeye hemen başlanmazsa, geciktirme günahı tekrar başlar ve zamanla kat kat artar. Farzın kazasını geciktirmek büyük günahtır. Bunu iyi anlamalıdır. (Hacc-ı mebrur yapanın günahları af olur) hadis-i şerifi, kaza ve kul hakkından başka günahların af olacağını göstermektedir. Peygamber efendimizin, Arefe gecesi ve Müzdelife’de, hacıların günahlarının affedilmesi için yaptığı duaların da, böyle olduğu bildirilmiştir.
Kaza ve kul haklarının da, affa dahil olduğunu bildiren âlimler var ise de, bunlar, tevbe edip de kazadan ve ödemekten aciz olanlar içindir. Hud suresinin (Hasenat, günahları yok eder) mealindeki 114.âyeti, farzın terkinden hasıl olan geciktirme günahı, o farz kaza edilince, af olur demektir.
Mekke’de mukimlik
Sual: Bir kimse Mekke’de veya başka yerde niyet etmeden 15 günden fazla kalsa, seferi olur mu?
CEVAP
Mekke-i mükerremeye giden, 15 veya daha fazla gün kalmaya niyet ederse mukim olur.15 günden az kalmaya niyet ederse veya hiç niyet etmeden aylarca kalsa misafir olur.
Mekke, Minâ ve Arafat gibi başka başka yerlerde toplam 15 gün kalmaya niyet eden de, mukim olmaz. Yalnız Mekke’de veya Minâ’da 15 gün kalmaya niyet eden mukim olur. Mukim olan da, namazlarını kısaltamaz. Bayram kurbanını da kesmesi vacip olur.
Talebe, asker, işçi gibi emir altında bulunanlar, kendi niyetleri ile değil, hocalarının, kumandanlarının, işverenlerinin emrine göre hareket ederler. Âmirleri 15 gün kalmaya niyet etse, bunlar emri işitinceye kadar misafir olurlar. Emri hiç işitmezlerse, kaç gün kalsalar hep seferi olurlar.
Bir görevliye tâbi olan hacılar da, bunun sözü ile hareket ederler. Görevli, 15 gün Mekke’de kalacağız dememişse, bu görevliye bağlı olanlar seferi olur. Seferi olanın da bayram kurbanını kesmesi vacip olmaz. Fakat şükür kurbanını kesmesi vacip olur. Dört rekatlık farzları iki rekat olarak kılar. (Nihaye)
Sual: 1991 yılından sonra Mekke ile Minâ birbirine bitişmiş. Minâ, müstakil karye hükmünden çıkmış mı? Mekke’de 8 gün, Minâ’da sekiz gün kalmaya niyet eden mukim mi olur?
CEVAP
Evet, evet.
Sual: Bir hacı hac farizası için, Mekke’de 13 gün kaldıktan sonra 14-15. günleri de Minâ ve Arafat’ta bulunup (Mekke- Mine, Arafat arası 22 km) tekrar Mekke’ye geri dönerek 7 gün daha kaldıktan sonra Medine’ye giderse seferi midir?
CEVAP
Tam İlmihalde diyor ki:
Mekke, Minâ ve Arafat gibi başka başka yerlerde toptan 15 gün kalmaya niyet eden, mukim olmaz. Demek ki Türkiye'den giderken veya oraya varınca bir yerde 15 günden fazla kalmaya niyet edilmemişse seferi olur. Medine’de 15 günden fazla kalmaya niyet eder ise orada da mukim olur, 15 günden az kalmaya niyet etmişse seferi olur.
Mekke’de mukim olunmaz mı?
Sual: Tam İlmihalde (Mekke, Minâ ve Arafât gibi başka başka yerlerde toptan 15 gün kalmaya niyet eden de, mukim olmaz) deniyor. Bir kimse Mekke’de bir ay kalsa, mukim olmaz mı?
CEVAP
Mukim olur. Bir yerde 15 günden fazla kalınınca mukim olur. Mesela bir kimse 13 gün Mekke’de kalmaya, sonra bir gün Arafat veya Minâ’da kalmaya, sonra 13 gün yine Mekke’de kalmaya niyet edip sonra, Medine’ye gitmeye niyet etse, bir yerde 15 günden fazla kalmaya niyet etmediği için Mekke’de toplam 26 gün kalmasına rağmen seferi olur. Namazlarını kısaltarak kılar. Ama kişi, Ramazanda gidip Mekke’de 15 günden fazla kalmaya mesela bir ay kalmaya niyet etmişse, artık Mekke’de mukimdir. Arafat’ta da, Minâ’da da, Müzdelife’de de seferi olamaz, mukimdir. Namazlarını kısaltamaz.
Bütün fıkıh kitapları hep aynı şeyi yazmaktadır. Farklı bir kavil yoktur. Fakat anlatılışları farklıdır. Birkaç örnek verelim:
Misafir olan yolcu, Mekke ve Minâ’da 15 gün ikamet etmeye niyet etse namazları dört kılmaz, çünkü iki yerde kalmayı niyet etmek çok yerde kalmayı gerektirir, bu ise yolculuğun gerçekleşmesine manidir. Ancak yolcu geceyi birinde kalmayı niyet ederse oraya girmesiyle mukim olur, çünkü kişinin ikameti gece kaldığı yere izafe olunur. (Hidaye)
Mekke ve Minâ’da 15 gün kalmaya niyet eden namazları dört kılmaz; çünkü ikamet iki yerde kalmaya niyet etmekle mukim olunmaz. Yolcunun ikametleri toplansa 15 günü geçse de seferidir. Ancak geceyi birinde ikamet etmeye niyet ederse o zaman oraya girmesiyle mukim olur, çünkü kişinin ikameti kaldığı, yattığı yere izafe olunur. Hac farzını yerine getirmek için hac ayının on günü içinde Mekke’ye girse ve 15 gün ikamete niyet etse, mukim olmaz, çünkü Arafat'a çıkmak zorundadır. Bir yerde 15 günden çok kalmadıkça mukim olamaz. (Bahr-ür Raik)
Kişi Kufe’den çıksa Mekke ve Minâ'da 15 gün ikamet etmek üzere yola çıksa Mekke'ye girdiğinde namazı dört kılamaz, çünkü sadece Mekke’de 15 gün kalmayacaktır. (Mebsut - Şeybani)
Yolcu bir yerde 15 gün kalmaya niyet ederse mukim olur. Ama iki yerde 15 gün kalmayı niyet eder ise, bu iki yerin her biri kendi başına bir şehirdir. Dolayısıyla biri diğerine tâbi değildir. Mekke ve Minâ’da toplam 20 gün kalmaya niyet eden mukim olmaz. Ancak bu iki yerden birinde 15 gün kalmaya niyet eden mukim olur. (Tuhfetül Fukaha)
İki yerde mesela Mekke ve Minâ’da, yahut Kufe ve Hira’da kalmayı niyet eden şayet geceyi bunlardan birinde ikamet etmeye azmetse ve gündüzleri oradan diğerlerine gitmeyi planlasa, eğer gece kalmayı azmettiği yere gündüz girse mukim olmaz. Ama gece ikamet etmeyi azmettiği yere geceleri girse mukim olur, sonra diğer yerlere oradan yola çıksa misafir olmaz. Çünkü kişinin ikamet yeri kaldığı yerdir. Başkasının yerine hac yapan arkadaşları gittikten sonra Mekke'de 15 gün veya daha çok kalmayı niyet eden Mekke'de mukim olur. (Mebsut - Serahsi)
Diğer üç mezhepte seferilik farklıdır. Giriş çıkış günleri hariç, bir yerde dört gün kalmaya niyet eden mukim olur. Bir ihtiyaçtan dolayı bu mezheplerden birisini taklit eden Hanefi de, taklit ettiği mezhebin şart ve müfsitlerine riayet eder. Yani dört gün kalınca mukim olur ve namazlarını kısaltamaz.
Umre yapana hac farz olmaz
Sual: Bazı hocalar, umre yapana hac etmek farz olur diyorlar. Hac mevsimi haricinde umre yapan fakire hac farz olur mu?
CEVAP
Hiçbir kitapta, (Umre yapana hac farz olur) diye yazmaz. Umre yapana hac farz olmaz. (R.Muhtar)
Bazı kimselerin bilmediği husus şudur: İbni Âbidin hazretleri, Ukud-üd-dürriyye’de (Hac etmemiş fakirin, başkası yerine hacca gitmesi caiz ise de, Hille girince, kendisine de hac etmek farz olur) diyor. Bu ifade hac mevsimin haricinde, umre yapana haccın farz olacağını göstermez.
Zengine ömründe bir kere haccetmek farzdır. Fakir olan, görevli olarak veya işçi olarak, yahut herhangi bir sebeple Mekke’ye gidince, hac mevsimi ise, kendisine hac farz olur. Hac mevsimi değilse, hac farz olmaz.
Dini kuralları koyan Allah’tır
Sual: (Türk milleti fakir olduğu için hacca gitmemesi gerekir. Çünkü dinimiz israfı yasaklıyor) diyorlar. Bunlara nasıl cevap vermeli?
CEVAP
Dini inançları bozmak için dört koldan saldırıya geçilmiştir. Her gün yeni bir şey çıkarılarak itikadımız, amelimiz zedeleniyor. “Hayzlı iken Kur’an okunur, oruç tutulur” gibi, dört delile (Kitaba, sünnete, icmaya ve kıyasa) aykırı fikirler üretilirken, şimdi de, hac ibadeti bozulmaya çalışılıyor. Türk milleti fakir olduğu için hacca gitmemesi gerekirmiş. Çünkü dinimiz israfı yasaklıyormuş. Acaba bu sözlerinde samimiyet eseri var mıdır? Samimi isen, niye Bodruma, Avrupa’ya, Amerika’ya eğlenmeye gidiyorsun? Niye yoksulları gözetmeyip de, festivaller peşinde koşuyor, yılbaşı eğlenceleri tertip ediyor, devrilen çamlar altında, şarap fıçılarını boşaltıyor ve sabaha kadar kumar oynuyorsun?
Haccı engellemekle yoksulluk önlenemez. Peygamber efendimiz, yoksulluğu önlemenin yolunu bildirmiş, (Zenginlerin zekatı, fakirlere kâfi gelmeseydi, Allahü teâlâ fakirlerin rızkını başka yollardan verirdi. Aç kalan fakir varsa, zenginlerin zulmü yüzündendir) buyurmuştur. Demek ki zenginler zekatını yerli yerince verse, haccı engellemeye lüzum kalmayacak ve aç kalan fakir de bulunmayacaktır.
Emekli vaiz adı altında bir başkası da, (Diyanet fikir üretemiyor) diyerek, dinimizi bozmaya çalışıyor. (İslam dünyası aklını kullanmalı, yüzyıllardan beri, paslanan, çürüyen ve işlevini yitiren o akıldışı kilitleri söküp atmalı) diyor. Paslanan, çürüyen ne diye merak ettik. Baktık ki, bunlar, dinimizin, hac, kurban, tesettür gibi emirleri imiş. (Hacca gidecekler, kurban kesecekler, evsizlere, yoksullara yardım etmeli) diyor.
Dini kuralları koyan Allah’tır. Allah toplumda yoksulların olacağını bilmiyor muydu? (Bir toplumda yoksul varken, hacca gidilmez, kurban kesilmez) diyemez miydi? Demediğine göre, kurban derilerine sahip çıkma hevesi gibi, kurbanın kendisine de, hac paralarına da sahip çıkmak mı istiyor?
Bu iş olmayınca da, (Hani İslamiyet akıl diniydi? Niye aklını kullanmıyorsun? Akıl yolunu seçerek kurban ve hac paralarını niye yoksullara vermiyorsun) diyor. Felsefecileri ve sapık fırkalardan mutezileyi övüyor.
(Farabi, İbni Sina, İbni Rüşt gibi düşünürler, İslamlığı hep aklın ve yaşanan dünyanın, insansal gereklerin aynasına tutarak değerlendirdiler. O dönemlerin ürünü olan Mutezile, inançta yazgıcılığı (kaderciliği) reddederek, İslamın akılsal yol ve yöntemlerle kurumlaşmasına çalıştı) diyerek kaderi de inkâr ediyor. Kader, Allahın insanların başlarına gelecek işleri bilmesi ve bu bilgisinin bir kitaba [levh-i mahfuza) yazılması demektir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah, onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir.) [Bekara 255]
(Allah her canlının durduğu yeri ve sonunda bırakılacağı mekanı bilir. Hepsi açık bir kitapta [levh-i mahfuzda] dır.) [Hud 6]
(Yaptıkları küçük büyük her şey, satır satır kitaplarda yazılmıştır.) [Kamer 52, 53]
Bu ve benzeri birçok âyet vardır. Ama inanan kim? Adam, hep Kur’an Kur’an der ama ya Kur’ana inanmaz veya onu istediği gibi yorumlar.
(İmam-ı Gazali'nin kilitlediği akıl kapısını açmak gerekir) diyerek de, nakli esas alan âlimlere dil uzatıyor. Emekli vaizin aklı var da, imam-ı Gazali veya öteki âlimlerin aklı yok mu idi? Adam, (Benim düşüncemde olan akıllı, benim gibi düşünmeyen akılsızdır) demek istiyor.
(Örtünme Kur’anda bir dönemin, bir olayın zorunluluğu olarak vardır. Ama günümüzde o zorunluluklar birtakım yasal ve yaşamsal önlemlerle, gereklerle başkalaşmıştır. O halde herkes Avrupalı gibi giyinmelidir) diyerek tesettüre de dil uzatıyor.
Allahü teâlânın tam olarak gönderdiği dinde noksanlık arayanlar, kendi yüzkaralarını ortaya çıkarmış olurlar. Kur'an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(Bugün, dininizi kemale erdirdim, ikmal ettim. Size olan nimetlerimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamı seçtim.) [Maide 3]
Sual: Bir gazetede yazarın biri, şeytan taşlamadaki izdihamı önlemek için haccın üç ay içinde yapılmasını teklif ediyor. Bu, dini değiştirmek değil midir?
CEVAP
Bazı kimseler, orucu da kısaltmak için epey uğraştılar. "Çok oruç tutuyoruz. Güneş doğana kadar yiyip içmeliyiz" dediler. "Yaz aylarında oruç tutmak zordur. Kışın tutulmalı" gibi tekliflerle gelmek için hazırlanıyorlar. Bunların asıl maksatları, dini bozmaktır. Dinimizde eksiklik yoktur. Orucun hangi ayda tutulacağı, haccın hangi günde yapılacağı açıkça bildirilmiştir.
Allahü teâlânın kemale erdirdim dediği dinde eksiklik arayanlar, şu âyete inanmamış olurlar:
(Bugün, dininizi kemale erdirdim, ikmal ettim. Size olan nimetlerimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamı seçtim.) [Maide 3
Hacıları karşılamak ziyafet vermek
Sual: Hacca giderken ve hac dönüşü tanıdıklara yemek vermek uygun mu?
CEVAP
Hacca ve askere giderken, yolculuğa çıkarken, buna benzer işlerde, yemek vermekte, ziyafet çekmekte mahzur yoktur. Dönüşlerinde de böyledir. Bunlar mubah âdettir. Yapılsa da olur, yapılmasa da olur. Ancak gösterişe kaçmadan her ne zaman olursa olsun yemek yedirmek sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Yemek yedirmek ve güzel söz, haccın güzel olmasına sebeptir.) [Beyheki]
(Hayırlınız, yemek yedirendir.) [Hakim]
(Amellerin en faziletlisi, bir müminin aybını örtmek, karnını doyurmak ve bir ihtiyacını karşılamak suretiyle onu sevindirmektir.) [Taberani]
(Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, tatlı konuşan, yemek yediren ve herkes uyurken namaz kılanlar içindir.) [Tirmizi]
(Kişi arkadaşları ile yediği yemekten hesaba çekilmez.) [İ.Gazali]
(Allahü teâlâ, arkadaşına yemek yedirip su içireni, Cehennemden uzaklaştırır.) [Taberani]
Sual: Hacdan gelince mevlid okutmak uygun mu?
CEVAP
Evet. Her zaman, bid’at karıştırmamak şartı ile mevlid okutmak sevaptır.
Sual: Hacıları karşılarken ne yapmak gerekir?
CEVAP
Hacıları karşılamak çok iyidir. Hoş geldiniz diyerek sevinçle karşılamak ve teberrüken müsafeha etmek sünnettir. Kucaklamak da caizdir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hacılarla, gazilerle kucaklaşan, peygamberlerle kucaklaşmış gibidir.) [Şir’a]
Eve girmeden önce, hacılardan dua etmesini istemeliyiz! Hacının günahları affolduğu için duası makbuldür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Hacının ve onun dua ettiği kimsenin günahları affolur.) [Bezzar]
(Ya Rabbi, hacının ve onun affolması için dua ettiği kimsenin günahlarını affet!) [Hakim]
Sırf Allah rızası için ve helal para ile hacca giden, vaktinde hac yapan müminin haccı makbul olur. Haccı kabul olanın da günahları affolur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Suyun kirleri temizlediği gibi, hac da günahları temizler.) [Taberani]
(Hacı, yakınlarından dört yüz kişiye şefaat eder ve anasından doğduğu gündeki gibi günahlarından kurtulur.) [Bezzar]
(Hacılar Arafatta durunca, Allahü teâlâ buyurur ki: "Saçları dağınık, toz ve toprak içinde olan kullarıma bakın! Şahit olun ki, onların günahları, yağmur damlaları ve kum taneleri kadar da olsa, affettim.") [İbni Hibban]
Hacıların vereceği zemzemi içmeyi bir nimet ve ganimet bilmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Zemzem, doyurucu ve hastaya şifa vericidir.) [Bezzar]
(Zemzemi, belalardan korunmak niyeti ile içeni Allah muhafaza eder.) [Hakim]
Abdullah ibni Mübarek hazretleri, (Resulullah, "Zemzem, içildiği niyete göre faydalı olur" buyurduğu için ben de kıyamet günü susuzluktan kurtulmak için zemzem içiyorum) derdi. (İbni Mace)
Abdullah ibni Abbas hazretleri de, zemzem içerken, (Ya Rabbi, senden faydalı ilim, bol rızık ve her türlü hastalıktan şifa istiyorum) diye dua ederdi.
Hacılara (Hacı) demek
Sual: Dört halifeye ve diğer Eshab-ı kiramın hiçbirine "hacı" denmediği halde, şimdi hacca gidip gelene "hacı" denmesi, bid'at değil midir?
CEVAP
Bir kimse, bariz olan lakabı ile çağrılır. Bir toplumda herkes edepli olsa, falanca da edeplidir denmez. Herkes namaz kılsa, namaz kılan kimseyi, "musalli" diye çağırmaya lüzum yoktur. Bir ülkede herkes gazi olsa, birini "gazi" diye çağırmak manasız olur. Bunun gibi, Eshab-ı kiramın tamamı hacı olduğu için herbirine ayrı ayrı hacı demek hoş olmaz. Herkes bariz vasfı ile çağrılır.
Her devirde hacılara "hacı" denmiştir. Fakat ilk zamanlar hacı çok olduğu için hacı ismi ile çağırmak meşhur olmamıştır. Bunun için hacıya hacı demek bid'at değildir.
Hacılarla ilgili hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:
(Hacı, ehlinden ayrılıp da 3 gün yol gidince, doğduğu günkü gibi günahsız olur.) [Ebu Davud]
(Bir hacı ile karşılaşınca, ona selam ver, onunla müsafeha et, eve girmeden önce, senin için dua, istiğfar etmesini iste; çünkü hacı, mağfiret olmuş kimsedir.) [Taberani]
(Hacı, Allah yolundadır. Hac yolunda sarf ettiği mal için bire 700 sevap alır.) [Taberani]
(Kim, bir hacıyı techiz etse, aile efradına sahip çıksa, onunla aynı sevaba kavuşur. Diğerinin sevabından da hiçbir eksilme olmaz.) [Beyheki]
(Hacı, yakınlarından 400 kişiye şefaat eder.) [Ramuz]
Hacıya hacı demekte mahzur olmadığı gibi, hacı olmayan birine de ikram için "hacı amca", "hacı dayı" “hacı teyze” demekte de mahzur yoktur.
Hacda günah işlemek
Sual: Bu yıl Allahü teâlâ nasip etti hacca gittim. Çok kalabalık olduğu için kadın erkek birbirine girmişti. Zaman zaman baş örtüleri açılıp saçları görülüyor. Kadın düşmemek için, rastgele erkeklerin el ve kolundan tutuyor. Erkekler ihramlı olduğu için, cildleri temas etmiş olur. Bazı hocalara sordum. "Bu mübarek yerlerde günah olmaz. Hem burada günah işlense de Allah affeder" dediler. Hacda günah olmaz mı?
CEVAP
Herhangi bir günahı hacda işlemek daha büyük günah olur. "Günah olmaz" demek insanı küfre düşürür. Böyle söyleyen kimselerin derhal tevbe etmeleri gerekir.
Bir kadının, tavafta, sayde ve taş atarken, erkeklerin arasına karışması haramdır ve haccın sevabını giderdiği gibi büyük günaha girer.
Büyük âlim İbni Hacer-i Mekki hazretleri buyuruyor ki:
Kâbe’ye hürmetsizlik etmekten ve orada işlenmesi yasak edilen şeyleri helal saymaktan sakınmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(9 büyük günahtan biri Kâbe’nin hürmetini ihlal edip haram edilen şeyleri helal saymaktır.) [Hakim] [Meşhur bir haramı helal sayan kâfir olur.]
Kur'an-ı kerimde de buyuruldu ki:
(Mescid-i haramda zulüm ile ilhada yeltenenlere elim [çok acı] azap tattıracağız.) [Hac 25]
İbni Abbas hazretleri, (Buradaki ilhad, haramı helal kabul etmektir) buyurdu.
İlhad, zulme temayüldür. Her günah zulümdür. Nitekim Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Muhakkak ki şirk, en büyük zulümdür) [Lokman 13]
Şirk kâfirlik olduğu için en büyük zulümdür.
Haremde yapılan iyiliğin mükafatı kat kat olduğu gibi, kötülüğün de cezası iki mislidir. Haremde günah işlemek, diğer yerlerde günah işlemekten daha çirkindir. Hadis-i şerifte, (Haremde zulme meyleden elim azaba maruz kalır) buyuruldu. (Bezzar)
Haremde kötülük yapmaya karar veren, o kötülüğü işleyemese bile günaha girer. Mekke dışındaki küçük günahlar, Mekke’de işlenirse büyük sayılır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Haremde ilhad eden, zulme meyleden, cin ve insanların günahlarının toplamından daha fazla günah işlemiş olur.) [İ.Ahmed]
Zemzem içmek
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Zemzem, doyurucu ve hastaya şifa vericidir.) [Bezzar]
(Zemzemi, belalardan korunmak niyeti ile içeni Allah korur.) [Hakim]
Abdullah ibni Mübarek hazretleri, (Resulullah, “Zemzem, içildiği niyete göre faydalı olur” buyurduğu için bende kıyamette susuzluktan kurtulmak için zemzemi içiyorum) derdi. (İbni Mace)
İbni Abbas hazretleri de, zemzem içerken (Ya Rabbi senden faydalı ilim ve bol rızık ve her türlü hastalıktan şifa istiyorum) diye dua ederdi.
Zemzemle ilgili sünnetler:
1- Veda tavafını yapıp tavaf namazını kıldıktan sonra bol bol zemzem içmek ve dökülmek.
2- Zemzemi Kâbe’ye karşı ayakta ve Beytullaha bakarak içmek.
Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki:
1- Zemzem her içilişte kaburga kemikleri şişinceye kadar içilmeli.
5- Zemzem yalnız içilmeli, yemeklerde dahi kullanılmamalı.
Çeşitli sual ve cevaplar
Sual: Hac vakti ne zamandır?
CEVAP
Hac vakti, arefe ve bayram günleri olmak üzere, beş gündür
Sual: Hacda 15 günden fazla kalan, mukim olup kendisine kurban kesmesi vacip olacağı için, bayram kurbanını kestirmek üzere telefonla Türkiye’deki bir yakınına vekalet verip kestirebilir mi?
CEVAP
Bayram kurbanını vekaleten Türkiye’de kestirmesi caizdir.
Sual: Şükür kurbanını da vekaletle Türkiye’de kestirmek caiz mi?
CEVAP
Şükür kurbanı Mina’da kesilir. Mekke’de bile kesilmez.
Sual: Şafii mezhebini taklit eden Hanefi, hacda yabancı kadınlara dokununca abdesti bozulur. Ne yapması lazımdır?
CEVAP
Şafii’yi taklit eden Hanefiler, diğer Şafiiler gibi, Hanefi veya Maliki’yi taklit ederler. Buna mecbur oldukları için telfik olmaz. Yani mahzuru olmaz. Maliki mezhebini taklit eden Hanefinin hacda başka bir mezhebi taklit etmesi gerekmez. Bir mezhebi bir hususta taklit edince, o husustaki farzlarına uymak, müfsitlerinden kaçmak gerekir.
Sual: Bu sene hacca giderken, Ankara’da ihramı giydik. Hacca gidemeyince çıkarmak mecburiyetinde kaldık. İhramı çıkarmanın cezası nedir?
CEVAP
Mikâttan önce çıkarınca, ceza icap etmez.
Sual: İhramı kefen yapmak ve kefeni zemzemle yıkamak caiz midir?
CEVAP
İhramı kefen yapmak caizdir. Kefeni zemzemle yıkamak ise, Hanefi’de caiz, Şafii’de haramdır.
Sual: Haccı ertelemek olur mu? Haram para ile hacca giden, hac borcundan kurtulur mu?
CEVAP
Üzerine hac farz olan kimseye, haccı ertelemek, Şafii’de ve imameyne göre caiz, diğer üç mezhepte caiz değildir. O sene gitmez ise, günah olur. Sonraki senelerde hacca giderse, erteleme günahı af olur. O sene, hac yolunda ölürse hac sâkıt olur.
Haram para ile hacca gidenin haccı Hanbeli’de sahih olmaz, diğer üç mezhepte, günahkâr olsa da haccı sahih olur, yani hac borcundan kurtulur.
Sual: Hacca giden bir Şafii, kadınlara dokunma ihtimali çok olduğu için abdestli bulunması zordur. Bu durumda Hanefi’yi taklit etmesi caiz midir?
CEVAP
Evet.
Sual: Bayramda kendisine vacip olan kurbanı kesemeyen ne yapar?
CEVAP
Kurban kesmek zengine vaciptir. Fakirin kurban kesmesi gerekmez. Zengin, kurban kesememişse, bayramdan sonra kesmez, değerini altın olarak bir fakire verir.
Sual: Bazı hacılar hiç iyi örnek olmuyorlar, niye böyle?
CEVAP
Ahir zamanda ibadet edenler azalacak, ibadet edenlerin de ibadetlerinde çeşitli noksanlıklar bulunacaktır. Bugün ticaret için, yankesicilik için hacca gidenler yok mudur? Dünya gittikçe bozulacaktır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bir zaman gelir ki, hacca, sultanlar [devlet başkanları] gezi için, zenginler ticaret, fakirler dilenmek, din görevlileri de gösteriş için giderler.) [Hatib]
Sual: Haram para ile hacca gidilse, hac sahih olur mu?
CEVAP
Haram para ile hacca gidilmez. Gidilirse, hac sahih olursa da, hacdan hasıl olacak sevaba kavuşulmaz.
Sual: Müslümanlardan veya kâfirlerden ayakbastı parası almak haram mıdır?
CEVAP
Evet haramdır.
Sual: Şafii mezhebindeyim, inşallah bu sene hacca gideceğim. Kadınların eline dokununca abdestimiz bozuluyor. Ağzımda dolgu dişim de var. Hanefi mezhebini taklit etmeme de imkan yok. Ne yapmam lazım?
CEVAP
Hanefi yerine Maliki’yi de taklit edebilirsiniz. Maliki’de de kadınlara şehvetsiz dokunulunca abdest bozulmaz.
Sual: İhramlı iken saçını kazıtmak sünnet midir?
CEVAP
Vaciptir. İhramdan çıkmadan önce, başın en az dörtte birini ustura ile tıraş ettirmeli veya en az 3 cm, kendisi veya başkası kırkmalı. Berber veya ustura bulamamak özür sayılmaz. Kadın, saçını tıraş etmez. Makasla biraz keser
Sual: Hacda bayanlarla aynı hizada namaz kılmak zorunda kalacağız. Kâbe’de kadınlarla beraber aynı hizada namaz kılmak caiz midir?
CEVAP
Evet caizdir.
Sual: (Haccı kabul olanın, kul ve Hak borçlarından başka bütün günahlar affedilir) diyorsunuz. İnsanın ya kul borcu ve ya hak borcu olur. Başka ne günah olur ki de, diğer günahlar tabirini kullanıyorsunuz?
CEVAP
Kabul olan hac, namaz, oruç ve zekat borçlarının affına sebep olmaz. Bunları geciktirme günahlarının affına sebep olur. Kul borçları da verilmedikçe veya helalleşilmedikçe ödenmiş olmaz.
Diğer günahlar çoktur. Kabul olan hac, içki içmek, yalan söylemek, kumar oynamak, cünüp gezmek, domuz eti gibi haram yemek, açık gezmek, harama bakmak, müzik dinlemek, haset etmek, ipek giymek gibi birçok günahlar vardır. Kabul olan hac bu günahların affına sebep olur.
Sual: Zamanımızda ne kadar parası olana hac farzdır mesela ailesinin yanında kalan bir bekâr erkek eğer hacca gidecek ve gelecek kadar parası var ise hac buna farz mıdır?
CEVAP
Haccın eda şartları bulunan kimsede vücub şartları da varsa hac farz olur. Vücub şartlarından birisi de, geçim ihtiyacından fazla olarak hacca götürüp getirecek ve varsa geride kalan kimselere yetecek kadar, helal parası olmak.
Sual: Hacca gidecek kadar zengin olmuştum. Fakat şimdi fakirleştim. Bir daha zengin olmasam yine hacca gitmem farz mıdır?
CEVAP
Muteber kitaplarda, hac farz olduktan sonra mal elinden çıkarsa, af olmaz diyor. Yani bir yolunu bulup hacca gitmeniz gerekir.
Sual: Revakların ikinci katına çıkarak Kâbe-i şerifi tavaf etmek caiz midir?
CEVAP
Caiz değildir.
Sual: Vekaleten hacca gitmiş olan fakire, hac farz olur mu?
CEVAP
Evet.
Sual: Görevle hacca giden fakir, zengin olunca, tekrar gider mi?
CEVAP
Farza niyet edince gitmez, nafileye niyet edince gider.

Sual: Hacda kadınlara değmemek için farzı terk gerekir mi?
CEVAP
Haram işlemeden farzı yapmalıdır.
Sual: Hacca giden, hilali görse, Suudların yanlışını anlasa, ertesi günü Arafata çıkması lazım mı?
CEVAP
Elbette.
Sual: Hacılar, ifrad hacca niyet etse, şükür kurbanı kesmez mi?
CEVAP
Kesmez.
Sual: Hac yapanın bütün günahları af olur mu?
CEVAP
Kul hakkı ve kaza borcu af olmaz. Tehir günahı af olur.
Sual: Kâbe-i şerifi yedi kere dönmek bir tavaf mı?
CEVAP
Evet.
Sual: Hac mevsimi haricinde umre yapan fakire hac farz olur mu?
CEVAP
Hac farz olmaz.
Sual: Geçen sene, hacda kesemediğim şükür kurbanının kazası olarak şimdi on gün oruç tutmam lazım mı?
CEVAP
Evet.
Sual: Falcılığa tevbe ettim. Bu parayla hacca gitmem caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Sâkin olunan yerden hacca vekil gönderilir. Babam İzmit’te hastalanıp İstanbul’a gelince öldü. İstanbul’dan vekil gönderilir mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Hacda mukim olan, kurbanını kestirmek üzere telefonla Türkiye’deki bir yakınına vekalet verse caiz olur mu?
CEVAP
Evet.
Sual: Hacca giden, dişten dolayı Şafii mezhebini taklit ediyor. Yabancı olan karşı cinse dokununca abdesti bozuluyor. Ne yapması lazım?
CEVAP
Hac süresince Maliki mezhebini taklit ederse abdesti bozulmuş olmaz.
Sual: İhramlı iken düşmanı öldürmek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Kardeşim, şu parayı al hacca git dedi. Hayır dedim günah mı?
CEVAP
Günah olmaz.
Sual: Her umrede şükür kurbanı kesilir mi?
CEVAP
Bir umrede yapılması gereken, her umrede yapılır.
Sual: Annem dul ve zengindir. (Paranı vereyim beraber hacca gidelim) diyor. Gitmezsem günaha girer miyim?
CEVAP
Hayır.
Sual: Zengin hanımı tarafından, yol masrafı karşılanan fakir erkek, hanımını hacca götürmeye mecbur mu?
CEVAP
Hayır.
Sual: İhramlı iken, dikişli terlik giymek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Nafile hacca başlayıp terk eden, başka sene hacceder mi?
CEVAP
Hayır. Hac bir kere farzdır.

Sual: Hacda, bir özürle taş atamayan, yerine vekil tayin eder mi?
CEVAP
Hayır.

Sual: İhramı iki omuza da sarmakta mahzur var mıdır?
CEVAP
İhram, peştamal gibi, iki beyaz bez olup, biri belden aşağı sarılır, öteki de omuzlara sarılır. Tavafa başlarken sağ koltuk altından geçirilir. (Cevhere)

Sual: Şafii, taklit edince, haccın hepsini Hanefi mezhebine göre mi yapar?
CEVAP
Evet.
Sual: Diş dolgusu sebebiyle Maliki’yi taklit edenin, haccı da Maliki’ye göre yapması gerekir mi?
CEVAP
Hayır.
Sual: Hacda bedava bozuk, sapık kitaplar dağıtıyorlar. Ne yapalım, imha edelim mi?
CEVAP
Evet.
Sual: İhramımı, kefen yapmam caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Fakirim. Beni vekil edene (Hacca gidince, bana da hac farz olur. İkinci seneki hac paramı da verirsen giderim) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Hacda kadınlara dokunup günah işlememek için, bazı farzları terk etmek gerekir mi?
CEVAP
Haram işlemeden farzı yapmaya çalışmalıdır.
Sual: Haccımın sahih olmadığını zannediyorum. Tekrar hacca gidince, farz olan hacca diye niyet etmem caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Van’da ihramı giyip gidemeyince çıkardık. Ceza gerekir mi?
CEVAP
Hayır.
Sual: Hacda şükür kurbanı kesemeden ölenin yerine velisi keser mi?
CEVAP
Vasiyet etmiş ise kesmek lazım olur.
Sual: Zengin veya fakir a’ma hac yapsa, farz sevabı alır mı?
CEVAP
Hayır.
Sual: Nafile hac, abdestin sünnetinden efdal demek, farzı nafile olarak yapmak, sünneti yapmaktan daha sevap, manasına gelir mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Hacca gitmek yerine ülkede ki fakirleri doyursam olur mu?
CEVAP
Olmaz.
Sual: Kayınvalidem demişti ki, (yabancı ülkede çalışıp kazanılan para haram olur. Bu para ile hacca bile gidilmez.) Böyle şey var mı dinimizde?
CEVAP
Yok öyle bir şey. Yabancı ülkede çalışıp kazanılan para haram olmaz.
Sual: Hacda kurban kesmek farz mıdır?
CEVAP
Vaciptir.
Sual: Erkeklerin dikişli sandalet ve kemer giymeleri uygun mudur?
CEVAP
Evet.
Sual: Riyâllerde İslam harfleriyle yazı var. Hacda, içinde riyâl bulunan keseyi bacak arasına sarkıtmak caiz mi?
CEVAP
Zaruret kadar caiz olur.
Hacla ilgili kelimelerin manaları
Afaki: Mikât sınırlarının dışından gelen hacılar.
Altın Oluk: Kâ’be’nin Hatimin karşısındaki kuzey duvarının üst orta kısmındaki yağmurları akıtan oluk.
Arafat:Mekke-i mükerremenin güney doğusunda vakfenin yapıldığı yer.
Bab-ı Cibril: Peygamber efendimizin Medine-i münevverede inşa ettiği mescidin doğu tarafındaki kıbleye yakın olan kapısı.
Bab-ür Rahme: Rahmet Kapısı. Medine’de Peygamber efendimizin yaptırdığı mescidin batı duvarındaki kuzey köşesine yakın olan kapısı.
Bab-üs-Selam:
1. Mescid-i Haram’ın doğu tarafına açılan, Bab-ı Şeybe de denilen kapı.
2. Mescid-i Nebi’nin batı duvarında kıbleye yakın olan Bab-ı Mervan olarak da bilinen kapı. Mescid-i Nebi’nin beş kapısından en büyüğü ve en süslüdür.
Bab-üt-Tevessül:
1- Mescid-i Nebi’nin kuzeye açılan kapısı.
2- Hicretin ikinci senesi Receb ayında, kıblenin Kudüs’ten Kâbe’ye dönmesi emrolunca, mescidin Mekke’ye karşı olan kapısı kapatılıp, karşısına, Şam tarafına yeni bir kapı açıldı. Şimdi bu kapıya Babüt-Tevessül deniyor.
Bedel: Başkası adına hac eden vekil.
Cebel-i Rahme: Arafat ovasının ortasındaki tepe. Rahmet dağı demektir.
Cebel-i Sevr: Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye hicret ederken ilk sığındığı yer.
Cem-i Takdim: Vakti girmemiş bir namazı, vakti giren bir namazla beraber kılmaktır. Hanefi’de yalnız hac mevsiminde arefe günü Arafat’ta, öğle ve ikindi, öğle vaktinde kılınır.
Cem-i Tehir: Vakti çıkan namazı, vakti giren namazla birlikte kılmaktır. Hanefi’de yalnız hac mevsiminde arefe günü Müzdelife’de akşam, yatsı ile yatsı vaktinde kılınır.
Cemreler: Minâ’da birbirine birer ok uzaklıkta bulunan üç taş kümesidir. Bunlardan birincisine Cemre-i ula, ikincisine Cemre-i Vusta, üçüncüsüne Cemre-i Akâ’be denir.
Eshâb-ı fil: Bir çok fil ile Mekke’yi yıkmaya gelen Yemen Valisi Ebrehe’nin ordusu.
Cennet-ül Mu’allâ: Mekke’deki kabristanın ismidir. Hz. Hatice ve bazı Sahabe-i kiram buradadır.
Eyyam-ı Teşrik: Zilhiccenin 11,12 ve 13. günleridir. Kurban bayramının arefesinin sabah namazından, dördüncü günün ikindi namazına kadar, 23 farz namazın akabinde, tekbir-i teşrik okunan günlere de denir.
Fidye: Yaşlanıp ölene kadar Ramazan veya kazaya kalmış oruçlarını tutamayanın veya iyi olmasından ümit kesilen hastanın (zengin ise) tutamadığı oruç karşılığında fakirlere vermesi gereken bedel.
Hac Ayları: Şevval, Zilkade ayları ile Zilhiccenin ilk on günüdür.
Hac Vakti: Arefe ve bayram günleri olmak üzere beş gündür.
Hacc-ı Asgar: Umre
Hacc-ı ekber: Farz olan hac. Haccetül-İslam da denir.
Hacer-ül Esved: Kâ’benin doğu köşesinde Cennetten gelen parlak siyah taş.
Hatim: Kâbe’nin kuzey duvarı hizasında yarım daire şeklinde duvarcık ile Kâbe arasında kalan yer. İsmail aleyhisselam ve annesi Hz. Hacer’in kabri buradadır.
Hervele: Safâ ve Merve arasında sa’y yapılırken yeşil direkler arasında süratli ve çalımlı yürümek.
Hira Mağarası: Cebel-i hira, Cabel-i nur dağındaki mağara. Peygamberimize ilk vahy bu mağarada indi.
Hil: Harem bölgesi ile mikât sınırları arasında kalan yerlerdir.
Hücre-i Saadet: Medine-i münevverede Peygamber efendimizin kabr-i şerifi. (Burada Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer de medfundur.)
İhram: Hac ve Umrede kuşanılan iki parça örtüdür. Ayrıca, hac veya umre için niyet etmeye ve telbiyeye de ihram denir.
İstilam: Hac ve Umrede Kâbe’yi tavafa başlarken veya tavaf sırasında Hacer-ül esved önüne gelindiğinde, elleri namaza durur gibi kaldırıp tekbir, tehlil getirerek (Allahü ekber, la ilahe illallahü vallahü ekber) diyerek onu selamlamak ve el öpmek. El sürülemiyorsa uzaktan elleri kaldırıp, işaret yapmak.
İzar: İhramlının belden aşağıya doladığı örtü.
İztiba: Ridanın bir ucunu sağ koltuk altından geçirip sol omuz üzerine atmak. Böylece sağ omuz ve kolu ihramın dışında bırakmaktır. Remel yapılması gereken tavafların bütün şaftlarında iztiba sünnettir. Tavaf bitince omuz örtülür. Tavaf namazı omuz örtülü olarak kılınır. Remel yapılan tavaflar dışında hiçbir zaman iztiba yapılmaz.
Kubbe-i Hadra: Peygamber efendimizin kabrinin üzerindeki yeşil kubbe.
Makam-ı İbrahim: Hz.İbrahim’in Kâbe’yi inşa ederken ve insanları hacca davet ederken üstüne çıktığı taşın bulunduğu yer.
Mekki: Mekke’de ve Mikât sınırları içinde ikamet eden kimseler.
Menâsik: Hacla ilgili fiil ve ibadetler.
Merve: Sa’yin yapıldığı iki tepeden biri. Sa’y Safâ ve Merve tepeleri arasında yapılır.
Mes’a: Sa’yin yapıldığı yer. Safâ ve Merve arası.
Mescid-i Haram: Beytullahın etrafındaki Mesciddir.
Mescid-i Hif: Yetmiş peygamberin namaz kıldığı Minâdaki mesciddir.
Mescid-i Kıbleteyn: Peygamber efendimiz Medine-i münevverede öğle veya ikindi namazında iken kıblenin Kudüs’ten Kâbe’ye dönülmesi emrinin geldiği mescid.
Mescid-i Kuba: Peygamberimizin hicret ederken, Medine yakınında Kuba köyünde yaptırdığı mescid.
Meş’ar-il Haram: Müzdelife’de bir tepe. Müzdelife vakfesinin bu tepede yapılması sünnettir.
Mikât: Afakilerin ihrama girdikleri yerler ki Mekke’ye en uzağı Zülhuleyfe en yakını Yelemlemdir.
Minâ: Mekke ile Müzdelife arasında, Harem sınırları içinde bulunan bir bölge. Hacıların cemreleri taşladıkları ve kurban kestikleri yer.
Muhasser Vadisi: Minâ ile Müzdelife’yi birbirinden ayıran ve hacıların Minâ’ya giderken durmamaları gereken yer. Burası Eshab-ı filin durak yeri idi.
Mültezem: Kâbe’nin kapısı ile Hacer-ül Esved arasında kalan Kâbe duvarında birkaç taştır.
Müzdelife: Arafat ile Minâ arasında kalan, Adem aleyhisselamla yeryüzünde ilk buluştukları yer. Haccın vaciplerin müzdelife vakfesi burada yapılır.
Nafile: Farz ve vacip ibadetlerinin dışında sünnetler de dahil olmak üzere yapılan ibadetler.
Niyet: Niyetin sözlük manası: Bir şeye kalben azim, kasd ve ona yönelmekten ibarettir. Fıkıhta ise: Allah rızasını kazanmak için ilahi bir emri yerine getirmekte kalben ona yönelmek demektir.
Nüsük: Hac ve umrede yerine getirilmesi lazım olan işlerden herbiri, ibadet.
Remel: Erkeklerin tavafın ilk üç şaftında kısa adımlarla koşarak ve omuzları silkerek çalımlı ve süratli yürümeleri. Devamında say yapılacak tavaflarda Remel yapılması sünnettir. Sonunda say yapılmayacak tavaflarda Remel yapılmaz.
Rida: İhramlının belden üst kısmına örttüğü dikişsiz örtü.
Rükn-i Hacer-il Esved: Kâbe’nin Hacer-il Esved tarafındaki köşesi.
Rükn-i Iraki: Kâbe’nin Bağdat’a karşı olan köşesi.
Rükn-i Şami: Kâbe’nin Şam’a karşı olan köşesi.
Rükn-i Yemani: Kâbe’nin Yemen tarafında olan güney köşesidir. Burası da Hacer-ül esved gibi selamlanır.
Sa’: Hacim ölçen bir ölçek. 1 Sa’ 4,2 litre buğday alan bir hacim ölçüsü birimi ki 3500 gram kadardır.
Sa’y: Safâ ve Merve tepeleri arasında Safâ’dan başlayarak Merve’ye, Merve’den Safâ’ya dört gidiş, üç geliş.
Safâ: Sa’yın başladığı tepe.
Salevat-ı Şerife: Peygamberimiz için okunan dualar. Allahümme Salli ve Allahümme Barik duaları.... “Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammedin ve alâ âli Seyyidina Muhammed....” demek.
Şavt: Tavafta, Hacer-i Esved hizasından başlayıp Kâbe’nin etrafında dönerek tekrar aynı hizaya gelmek. Sa’yda ise Safâ’dan Merve’ye yahut Merve’den Safâ’ya bir kere gitmek. Her tavafta ve sa’yde yedişer şavt vardır.
Şebeke-i Saadet: Hücre-i Saadetin dış duvarı etrafına yerden Mescid-i Nebi’nin tavanına kadar
yükselen demir parmaklık.
Tavaf: Kâbe’nin etrafında, Hacer-i esvedden başlayıp Kâbe sola alınarak yedi kere dönmektir.
Tavaf-ı Kudum: Mekke-i mükerremeye varınca, yapılan ilk tavaf, Afakiler için sünnettir.
Tavaf-ı Nafile: Mekke-i mükerremede bulunanların vakit vakit yaptıkları nafile tavaf.
Tavaf-ı Sadr: Hac esnasında cemrelerin taşlanması bittikten sonra Minâ’dan Mekke’ye gelindiğinde yapılan tavaf. Tavaf-ı Veda da denir. Hac vazifeleri bununla sona erer.
Tavaf-ı Umre: Umreye niyet edenin yaptığı tavaf. Yedi şavt.
Tavaf-ı Veda: Tavaf-ı Sadr.
Tavaf-ı Ziyaret: Arafat’tan indikten sonra, kurban bayramı günlerinde yapılan tavaf. Tavaf-ı ifâda da denir.
Tavaf-ül ifâda: Tavaf-ı Ziyaret
Tehlil: “La ilahe illahü vahdehü la şerike leh lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve ala külli şey’in kadir” demek.
Tekbir: “Allahü ekber, Allahü ekber. La ilahe illallahu vallahü ekber. Allahü ekber ve lillahi’l hamd” demek.
Telbiye: “Lebbeyk. Allahümme Lebbeyk. Lebbeyk la şerike leke lebbeyk. İnnel hamde ve’n-ni’mete vel mülke leke la şerike lek” demek.
Tetavvu': Nafile ibadet.
Terviye günü: Zilhiccenin sekizinci günü. Bugün Minâ’ya çıkmak ve geceyi orada geçirmek sünnettir.
Udhiye: Kurban bayramında Allah rızası için kesilen vacip kurban.
Umre: Hac zamanı olan beş günden başka, senenin her günü, ihram ile yapılan, tavaf ve sa’y yapmak ve saç kazımak veya kesmektir.
Vadi-yi Urene: Arafat ovasında bir vadi. Arefe günü Arafat’ın Vadi-yi Urene denilen yerinden başka herhangi bir yerinde öğle ve ikindi namazlarından sonra vakfeye durmak, haccın farzlarındandır.
Vakfe: Durma. Arefe günü Arafat’ın Vadi-yi Urene denilen yerinden başka herhangi bir yerinde, öğle ve ikindi namazlarından sonra bir miktar durmak. Bu farzdır.

BURSA TUTANLAR TURİZM
Haşim İşçan Cad. İlikler Ertarman İşhanı No: 18 / 10 – 6 Osmangazi – BURSA
Tel: (224) 222 06 06 - (224) 222 07 07  Fax:  (224) 222 79 35
e-mail: info@bursatutanlarturizm.com