Uçak Biletleri İçin Bizimle İletişime Geçin
Tel: (224) 222 06 06 -       (224) 222 07 07


Hac Nedir?

Hac, sözlükte saygıdeğer makamlara isteyerek ziyarette bulunmak demektir. Dindeki anlamı ise ihrama girerek belli günde Arafatta bulunmak ve Kâbe'yi usûlüne uygun olarak  ziyaret  etmektir. Hac yapmak, namaz kılmak ve oruç tutmak gibi farzdır, yani Allah'ın emridir.

Hacı Nedir?
Zamanında ve usûlüne uygun olarak Kâbe'yi ziyaret eden kimseye 'Hacı' denir. Çoğulu Hüccac'tır
Haccın Hükmü
İslam'ın 5. şartı hacdır. Yani gücü yetenin ömründe bir kere, Kâbe-i Muazzama’ya gidip, oraya mahsus ibadetleri yapması farzdır. İkinci ve daha sonra yapılan haclar nafile olur. Hac, ıstılahta, belli bir yeri, belli bir zamanda, belli şeyleri yaparak ziyaret etmek demektir. Bu belli şeylere Menâsik denir. Menâsikten herbirine Nüsük denir. Nüsük, ibadet demektir.
Haccın Fazileti
Haccın sahih ve kabul olmasının şartları vardır. Sahih olması için vaktinde hac yapılması lazımdır. Kabul olması içinde haccın sahih olması, o kimsenin itikadı düzgün olması, bid’at ehli olmaması gibi şartları vardır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bid’at işleyenin, orucu, haccı, cihadı kabul olmaz.) [Deylemi]
Haccın kabul olması için, haccın farzlarını, vaciplerini, ve sünnetlerini eksiksiz yapmaya çalışmalı, niyeti düzeltmeli, riyâ karıştırmamalı, ihlasla hareket etmeli ve helal para ile gitmelidir.Ticareti, dünyalık işleri hac işine karıştırmamalıdır. Borçları varsa ödemeli, hak sahipleriyle helalleşmeli, günahlarına tevbe etmelidir. Bunlara riayet edilerek yapılan hac makbul olur. Hadis-i şeriflerde, (Hac edin ki muhtaç olmayasınız. Yolculuk edin ki sıhhate kavuşasınız) ve (Hac zenginliğe, zina fakirliğe sebep olur) buyuruldu. (Taberani-Şir’a)Hacca giderken orada ölmekten korkmamalıdır. Hatta hac yolunda ölmeyi ganimet bilmelidir. Hadis-i Şerifte buyuruldu ki:
(Hacca giderken veya gelirken ölenin geçmiş günahları af olur. O kimse hesaba çekilmeden azap görmeden Cennete girer.) [İsfehani]
Hacca giden, başkalarına sıkıntı vermediği gibi onlardan gelecek sıkıntılara da katlanmalı, yumuşak davranmalıdır. Hadis-i şerifte (Yumuşak davranmayan hayır yapmamış olur) buyuruldu. Sert, kırıcı olmaktan da kaçmalıdır. Hadis-i şerifte, (Sertlikten ve çirkin şeyden sakının. Yumuşaklık insanı süsler, çirkinliği giderir) buyuruldu. (Müslim)
Hacca gidip gelenin değil, haccın kabul olanın günahları af olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kabul olan bir hac, geçmiş günahları yok eder.) [Beyheki]
(Haccedip, kötü söz söylemeyen ve doğruluktan ayrılmayan, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur.) [Buhari]
(Hacca giderken yolda ölene, kıyamete kadar hac, cihada giderken de ölene, kıyamete kadar cihad sevabı yazılır.) [Ebu Ya’la]
Hac yolunda harcanan paranın fazileti de çoktur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Hac için harcanan mala, Allah yolunda harcanan mala verildiği gibi yediyüz misli sevap verilir.) [Beyheki]
(Hacı, fakirleşmez.) [Bezzar]
(Hacceden zenginleşir.) [Hakim]
Hac Çeşitleri
Üç türlü hac vardır:
1- İfrad hac: Bu haccı yapana müfrid hacı denir. İhrama girerken, yalnız hac yapmaya niyet eden kimsedir. Mekke’de oturanlar, yalnız müfrid hacı olur.
2- Kıran hac: Bu haccı yapana kârin hacı denir. Hac ile umreye niyet eden kimsedir. Önce umre için tavaf ve sa’y edip, sonra ihramını çıkarmadan ve tıraş olmadan, hac günlerinde hac için, tekrar tavaf ve sa’y yapar.
3- Temettü hac: Bu haccı yapana mütemetti hacı denir. Hac aylarında [yani Şevval Zilkade ile, Zilhiccenin ilk on gününde] umre yapmak için ihrama girip ve umre için tavaf ve sa’y yapıp ve tıraş olup ihramdan çıkar. Memleketine gitmeyerek, o sene, terviye gününde veya daha önce, hac için ihrama girerek, müfrid hacı gibi hac yapandır. Yalnız tavaf-ı ziyaretten sonra da sa’y yapar.
Kârin ve mütemetti hacıların şükür kurbanı kesmesi vaciptir. Temettü veya Kıran haccı yapanlardan, kurbanlık hayvan bulunmaması veya alınamaması sebebiyle, kurban kesme imkanı olmayanlar, üç gün Hac esnasında, yedi gün Hac’dan sonra olmak üzere on gün oruç tutarlar. İlk üç günün, ihrama girdikten sonra hac ayları içinde ve kurban bayramının ilk gününden önce Mekke’de tutulmuş olması zorunludur. Kurban kesme imkanı elde edilebileceği ümidiyle bu üç günlük orucun son vaktine kadar geciktirilmesi yani Arefe günü tamamlanmak üzere 7, 8 ve 9 Zilhicce günlerinde tutulması efdaldir.
Temettü Haccında bu oruç henüz Hac için ihrama girmeden Umre ihramından sonra da tutulabilir. Haccın şartları
Haccın Şartları İki Kısımdır
Vücub şartları: 1- Müslüman olmak.
2- Kâfir memleketinde olanın, haccın farz olduğunu işitmesi.
3- Akıllı olmak.
4- Bâlig olmak.
5- Hür olmak.
6- Geçim ihtiyacından fazla olarak hacca götürüp getirecek ve geride kalanlara yetecek kadar, helal parası olmak.
7- Hac vakti gelmiş olmak. [Hac vakti arefe ve bayram günleri olmak üzere, beş gündür. Vücub şartları, bulunan kimsenin ömründe bir kere hacca gitmesi farz olur.]
8- Hacca gidemeyecek kadar, kör, hasta, çok ihtiyar ve sakat olmamak.
Eda Şartları
1- Hapsedilmiş veya yasaklanmış olmamak.
2- Hac için gideceği yolda ve hac yerinde selamet ve emniyet olmak.
3- Kadının hacca gidebilmesi için, üç mezhep de, zevcinin veya nikahı düşmeyen ebedi mahrem akrabasından fasık veya mürted olmayan akıl ve bâlig veya mürâhık bir erkeğin beraber gitmesi lazımdır. Bunun yol parasını verecek kadar, kadının zengin olması da lazımdır.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kadın yanında bir mahremi olmadan hacca gidemez.) [Bezzar]
[Şafii mezhebinde, mahremsiz olarak, iki kadın ile, farz olan hacca gidebilir. Kadının mahreminin hac yolunda ölmesi, Şafii mezhebini taklit etmesi için özür olur.]
Erkeksiz kadın hacca gidemez. Giderse haccı kabul olur ise de haramdır. Erkeği ile gidince de otelde, tavafta, sa’yde ve taş atarken erkekler arasına karışması haramdır ve haccın sevabını giderdiği gibi büyük günaha girer. Ebedi mahrem erkeği bulunmayan kadın, ihtiyarlayınca, göremez olunca veya iyi olmayacak bir hastalığa yakalanınca yerine vekil gönderir. Daha önce göndermez.
4- Kadın, iddet halinde olmamak. Yani kocasından yeni ayrılmış olmamak.
[Vücub şartları bulunmakla beraber, eda şartları da kendisinde bulunan kimsenin, o sene hacca gitmesi farz olur. O sene, hac yolunda ölürse hac sakıt olur. Vekil gönderilmesi için vasiyet etmesi lazım olmaz. O sene gitmez ise günah olur. Sonraki senelerde, hac yolunda veya evinde hasta veya hapis, sakat olursa yerine başkasını, kendi memleketinden bedel göndermesi veya bunun için vasiyet etmesi lazımdır. Bedel gönderdikten sonra iyi olursa gitmesi lazım olur. Sonraki senelerde hacca giderse, tehir günahı af olur.]
Vekaleten Hac
Vekilin ihrama girerken emreden kimse için kalb ile niyet etmesi şarttır. Hac borcu olan kimsenin, öldükten sonra kendi için hac yapacak vekilin adını bildirerek vasi olan kimseye emir vermesi lazımdır. Meyyit veya meyyitin vasi yaptığı yabancı kimse, vârislerden birini, diğer vârisler izin vermedikçe, vekil yapamaz. Bir kimse izin vermeden, başkasının, bunun yerine hacca gönderilmesi caiz değildir. Yalnız vâris, ölen akrabası, vasiyet etmemiş, yani hac parası ayırmamış ise kendine miras kalan para ile, onun yerine hacca gidebilir veya başkasını gönderebilir. Böylece anasını ve babasını hac borcundan kurtarmış olur. Kendine de farz olmuş ise, kendi için, ayrıca gitmesi lazımdır.
İstanbul’da bulunan bir kimsenin babası Erzurum’da sakin iken vefat etse, babası vasiyet etmedi ise, babası için birini vekil göndermek isterse, Erzurum’dan göndermesi farzdır. Başka yerden göndermesi Hanefide caiz değildir. Şafii mezhebinde Mikât dışındaki her yerden göndermesi caizdir. Hatta hacca giden birine para vererek, Mekke-i Mükerreme de bir vekil bulup, babası için, buna Mikâttan hac yaptırtması Şafii’de caizdir. Hanefi olanlar, paraları az ise, Şafii mezhebini taklit ederek, vasiyet etmemiş ana ve baba ve yakınları için Mekke’de vekil tutabilirler. Fakat, parayı verirken, Şafii mezhebini taklit ediyorum diye niyet etmesi lazımdır.
Haccın Farzları
Haccın farzları üçtür. Biri yapılmazsa hac sahih olmaz.
1- Haccı ihramlı yapmaktır.
2- Vakfeye durmak.
(Arefe günü, Arafat’ın, Vadi-yi Urene denilen yerinden başka herhangi bir yerinde, öğle ve ikindi namazlarından sonra vakfeye durulur.)
3- Kâbe-i Muazzamayı Tavaf-ı Ziyaret etmektir.
Tavaf, Mescid-i Haram içinde Kâbe-i Muazzama etrafında dönmek demektir. Dördü farz, üçü vacip olmak üzere yedi kere dönülür. Zemzem kuyusunun ve Makam-ı İbrahim’in dışından dolaşarak da tavaf etmek caizdir.
Kadınlar tavafta, Kâbe’ye yaklaşmamaları efdaldir. Kadına dokunmak ihtimali çok ise, Şafii’lerin Hanefi’yi veya Maliki’yi taklit etmesi lazım olur.
Tavafı mescid dışından yapması caiz değildir. Tavafa niyet etmek de, ayrıca farzdır. Tavaf-ı ziyareti Arafat’tan sonra da yapmak da farzdır.
Tavaf ederken ve sa’y ederken, ezan okunursa, bunlar bırakılıp, namazdan sonra tamamlanır.
İhram ve hükümleri
İhram, iki parçalı bez olup, iple bağlanmaz, düğümlenmez ve kancalı iğne ile tutturulmaz. Hac, umre, ticaret veya herhangi bir şey için uzaktan gelenlerin, mikât denilen yerleri, ihramsız geçerek, Mekke-i Mükerreme Haremi’ne girmeleri haramdır. Geçenin, geri mikâta gelip ihrama girmesi lazımdır. İhrama girmezse, kurban kesmek lazım olur. Mikât denilen yerler ile, Harem-i Mekke arasına Hil denir. Mikâttan geçerken, bir iş için Hil’de kalmaya niyet edenlerin ve Hil’de oturanların, hacdan başka niyet ile ihramsız hareme girmeleri caizdir. Mikât yerlerini geçerken, niyet ederek ve telbiye yaparak, usulü ile, ihrama girilir. Mikât yerinden önce, hatta kendi memleketinde de giymek caiz ve daha iyidir.
İhram giyene yasak olanlar
İhrama giren kimseye ihramlı bulunduğu sürede (ihramdan çıkıncaya kadar) diğer zamanlarda helal olan bazı fiil ve davranışları yapması yasak olur. İşte bunlara ihram yasakları denir.
Bu yasaklar şunlardır:
1- Saç veya sakal tıraşı olmak, bıyıkları kesmek.
2- Kasık ve koltuk altı kıllarını yolmak veya tıraş etmek.
3- Vücudun diğer yerlerindeki kılları koparmak veya kesmek
4- Tırnak kesmek.
5- Vücuda veya ihrama (kadınlar elbiselerine) güzel koku sürmek, kokulu sabun kullanmak.
6- Giyim eşyası olarak hazırlanmış (dikilmiş veya örülmüş) şeyleri giymek. Normal şekilde giymeksizin, palto, pardösü, gömlek ve benzeri giyim eşyasını omuza almak veya bunları yatarken baş açıkta kalmak şartı ile üzerine örtmek yasak değildir.
7- Başını ve yüzünü örtmek, takke bere giymek veya başa sarık sarmak.
8- Eldiven, çorap veya topukları kapalı ayakkabı giymek. Giyimle ilgili yasaklar sadece erkeklere aittir. Hanımlar normal elbiselerini giyerler, ihram süresince, sadece yüzlerini örtmezler.
9- Cinsi ilişki veya öpüşmek, oynaşmak, şehvetle tutmak.... gibi cinsi ilişkiye götüren davranışlarda bulunmak.
10- Şehevi duyguları tahrik edici şeyleri konuşmak.
11- Tâ’attan ayrılıp, haram fiilleri yapmak.
12- Başkaları ile tartışmak, kavga etmek, sövmek, kötü söz ve davranışlarla gönül kırmak.
13- Eti ister yensin ister yenmesin her türlü kara avını avlamak.
14- Avcıya avını göstermek veya avlanmak konusunda yardımcı olmak.
15- Av hayvanlarına zarar vermek.
16- Harem bölgesinde kendiliğinden çıkan ot ve ağaçları koparılması, ister ihramlı, ister ihramsız herkes için yasaktır.
17- Hatmi ile başını yıkamak.
18- Hamama girmek.
19- Kendi üzerinde bulunan biti öldürmek ve öldürmek için göstermek.
Bunları bilerek veya bilmeyerek, unutarak yapanlara, kurban, sadaka cezaları lazım olur. Ceza olarak kesilen kurbanın etinden sahibi yiyemez. İfrad hacda bir kurban icap ettiren suçu, kârin hacı işlerse, biri umre için, iki kesmesi lazımdır.
İhramlıya yasak olmayanlar
İhramlıya yasak olmayanlar şunlardır:
1- Başına dokundurmamak şartı ile, herhangi bir şeyin altında ve gölgesinde oturmak. Şemsiye kullanmak.
2- Yıkanmak, kokusuz sabun kullanmak.
3- İhram örtülerini yıkamak veya değiştirmek.
4- Kıl koparmadan kaşınmak, gözde biten kılı veya kırılmış tırnağı koparmak.
5- Diş fırçalamak, sürme çekmek.
6- Diş çektirmek, kan aldırmak, iğne vurulmak, yara üzerine sargı sarmak.
7- Güzel koku satan dükkânda oturmak veya güzel koku satın almak.
8- Yüzük, kol saati takmak ve silah taşımak, bele kuşak, para kesesi, kemer bağlamak, omuza çanta asmak.
9- Kollarını giymeden palto veya ceket gibi dikilmiş bir elbiseyi omuzlarına almak.
10- Yorgan, battaniye veya herhangi bir örtü ile yüz ve baş hariç, vücudun diğer kısımlarını örtmek.
11- Balık vb. su ürünlerini avlamak.
12- Kendi emri olmadan, ihramsız kişi tarafından avlanan kara avının etinden yemek.
13- Karga, Çaylak, Yılan, akrep, fare, sinek, karınca, pire, arı, kene, keler, kelebek, kaplumbağa, gibi av hayvanı olmayan hayvan veya haşerelerle, kuduz ve saldırgan köpek, kurt ve kaplan gibi yırtıcı hayvanları öldürmek.
14- Pire, her türlü sinek, başkasının üzerinde bulunan biti, fâre, yılan, akrep, kurt, çaylak gibi zararlı ve insana saldıran hayvanları öldürmek.
15- Terlik gibi üstü açık ayakkabı giymek.
16- Bit ölmemek ve saç dökülmemek üzere kaşımak.
17- Renkli ihram giymek.
18- Gusletmek.
19- Başı âdet olmayan şey ile [tas, tepsi] örtmek, paket gibi şeyler koymak.
20- İnsanların dikip yetiştirdiği sebze ve ağaçları koparmak.
21- Düşman ile dövüşmek.
22- Kadınların deriye değmemek üzere yüzlerini örtmeleri ve dikilmiş elbise, mest, çorap giymeleri, örtü altına ziynet eşyası takmaları caizdir.
Bir hacı, Arefe günü, öğle ezanından bayramın birinci günü, sabah namazı vaktine kadar olan zaman içinde, Arafat’ta biraz dursa veya ihramlı olarak Arafat’tan geçse veya ihramlandıktan sonra hasta olup uykuda iken, baygın sedye içinde veya başka bir şeyle taşınarak nüsükler yaptırılırsa veyahut ihrama girmeden önce, hasta olan, bayılan yerine başkası ihrama girip, bu uyanmadan, ayılmadan önce, o bunun yerine de nüsükleri ayrıca yaparsa veya Arefe günü olduğunu bilmeyerek, Arafat’ta dursa, haccı sahih ve tavaf-ı kudum sakıt olur. O yerin Arafat olduğunu bilmek ve niyet etmek lazım değildir. O gün veya gece, Arafat’ta bulunmayan veya Arafat’tan geçmeyen hacı olmaz.
Haccın vacipleri
Haccın vacipleri şunlardır:
1- Tavafa hacer-i esved veya hizasından başlamak.
2- İhram yasaklarına uymak.
3- Tavafı yürüyerek yapmak.
4- Arefe günü, akşam ve yatsı namazlarını yatsı vakti girdikten sonra Müzdelife’de cem-i tehir ile kılmak. Hanefi mezhebinde vaciptir.
5- Umre sa’yinin, umre tavafından sonra, henüz tıraş olmadan, ihramlı olarak yapılması vaciptir.
6- Şeytan taşlama, kurban kesme, saç tıraşı vacip olup ayrıca bu sıraya riayet de vaciptir.
7- Tavafı kudumden sonra ve hac ayları içinde olmak şartı ile, Safâ ile Merve tepeleri arasında, yedi kere sa’y etmek, yani, usulü ile yürümek. Tavafsız sa’y sahih olmaz.
8- Arafat’tan dönüşte, Müzdelife de vakfeye durmak.
9- Minâ’da şeytan taşlamak, yani üç gün, temiz taş veya teyemmüm caiz olan şey atmak.
10- İhramdan çıkmadan önce, başın en az dörtte birini ustura ile tıraş ettirmek veya en az üç santim, kendisi veya başkası kırkmak. Berber veya ustura bulamamak özür sayılmaz. Saçsız olan veya başı yaralı olan da usturayı değmeden baştan geçirir. Kadın, saçını tıraş etmez. Makasla biraz keser.
11- Afaki yani Mikât denilen yerlerden daha uzak memleketlerin hacıları, Mekke’den son ayrılacağı gün, tavaf-ı sadr yani tavaf-ı veda yapmak. Hayzlı kadına bu vacip değildir.
12- Arafat’ta, güneş battıktan sonra da, biraz kalmak. Güneş batmadan önce, Arafat meydanından dışarı çıkanın kurban kesmesi lazım olur.
13- Tavafı ziyarette Kâbe-i muazzama etrafında dörtten sonra üç kere daha dönmek.
14- Tavafta abdestsiz veya cünüp olmamak.
15- Üzerindeki elbise temiz olmak.
16- Tavaf yaparken, Hatim denilen yerin dışından dolaşmak.
17- Tavafta Kâbe-i muazzama, sol tarafta kalmak.
18- Tavafı ziyareti, bayramın üçüncü gününün güneş batıncaya kadar yapmak.
19- Tavaf ederken avret yeri kapalı olmak (Kadın için çok mühimdir).
20- Safâ tepesi ile Merve arasında sa’y ederken, Safâ’dan başlamak.
21- Safâ tepesine çıkınca, Kâbe’ye dönüp, tekbir, tehlil ve salâvat getirmek ve dua etmek. Sonra, Merve’ye doğru yürümek. Safâ’dan Merve’ye dört, Merve’den Safâ’ya 3 kere gidilir.
22- Her tavaftan sonra, Mescid-i haram içinde iki rekat namaz kılmak.
23- Şeytan taşlamasını bayram günlerinde yapmak.
24- Tıraşı, bayramın birinci günü ve Harem hududu içinde yapmak.
25- Sa’yı yürüyerek yapmaktır. (İki yeşil direk arasında erkek hızlı, kadın yavaş gider.)
26- Kıran ve temettü hac yapan, şükür kurbanı kesmek.
27- Kurbanı, bayramın birinci günü kesmek.
28- Cima gibi yasak olan şeyler, Arafat’ta durmadan önce yapılırsa, haccı bozar. Bunları Arafat’tan önce yapmamak farzdır. Cimadan başkalarını, ihramdan çıkıncaya, cimaı tavaf-ı ziyareti yapıncaya kadar terk etmek vaciptir.
Bilerek veya bilmeyerek, bir vacibi vaktinde ve yerinde yapmayana ceza lazım olur.
Hastalık, ihtiyarlık veya kalabalık gibi bir özürle terk edince bir şey lazım gelmez. Bir vekile yaptırması lazım olmaz.
Hayzlı, nifaslı kadın Mescid-i harama giremez. Tavaftan başka nüsükleri yapar. Tavafı ziyareti temizlenince yapar.
Her günün nüsükü, sonraki gecesinde de yapılabilir.
Haccın vacipleri
Haccın vacipleri şunlardır:
1- Tavafa hacer-i esved veya hizasından başlamak.
2- İhram yasaklarına uymak.
3- Tavafı yürüyerek yapmak.
4- Arefe günü, akşam ve yatsı namazlarını yatsı vakti girdikten sonra Müzdelife’de cem-i tehir ile kılmak. Hanefi mezhebinde vaciptir.
5- Umre sa’yinin, umre tavafından sonra, henüz tıraş olmadan, ihramlı olarak yapılması vaciptir.
6- Şeytan taşlama, kurban kesme, saç tıraşı vacip olup ayrıca bu sıraya riayet de vaciptir.
7- Tavafı kudumden sonra ve hac ayları içinde olmak şartı ile, Safâ ile Merve tepeleri arasında, yedi kere sa’y etmek, yani, usulü ile yürümek. Tavafsız sa’y sahih olmaz.
8- Arafat’tan dönüşte, Müzdelife de vakfeye durmak.
9- Minâ’da şeytan taşlamak, yani üç gün, temiz taş veya teyemmüm caiz olan şey atmak.
10- İhramdan çıkmadan önce, başın en az dörtte birini ustura ile tıraş ettirmek veya en az üç santim, kendisi veya başkası kırkmak. Berber veya ustura bulamamak özür sayılmaz. Saçsız olan veya başı yaralı olan da usturayı değmeden baştan geçirir. Kadın, saçını tıraş etmez. Makasla biraz keser.
11- Afaki yani Mikât denilen yerlerden daha uzak memleketlerin hacıları, Mekke’den son ayrılacağı gün, tavaf-ı sadr yani tavaf-ı veda yapmak. Hayzlı kadına bu vacip değildir.
12- Arafat’ta, güneş battıktan sonra da, biraz kalmak. Güneş batmadan önce, Arafat meydanından dışarı çıkanın kurban kesmesi lazım olur.
13- Tavafı ziyarette Kâbe-i muazzama etrafında dörtten sonra üç kere daha dönmek.
14- Tavafta abdestsiz veya cünüp olmamak.
15- Üzerindeki elbise temiz olmak.
16- Tavaf yaparken, Hatim denilen yerin dışından dolaşmak.
17- Tavafta Kâbe-i muazzama, sol tarafta kalmak.
18- Tavafı ziyareti, bayramın üçüncü gününün güneş batıncaya kadar yapmak.
19- Tavaf ederken avret yeri kapalı olmak (Kadın için çok mühimdir).
20- Safâ tepesi ile Merve arasında sa’y ederken, Safâ’dan başlamak.
21- Safâ tepesine çıkınca, Kâbe’ye dönüp, tekbir, tehlil ve salâvat getirmek ve dua etmek. Sonra, Merve’ye doğru yürümek. Safâ’dan Merve’ye dört, Merve’den Safâ’ya 3 kere gidilir.
22- Her tavaftan sonra, Mescid-i haram içinde iki rekat namaz kılmak.
23- Şeytan taşlamasını bayram günlerinde yapmak.
24- Tıraşı, bayramın birinci günü ve Harem hududu içinde yapmak.
25- Sa’yı yürüyerek yapmaktır. (İki yeşil direk arasında erkek hızlı, kadın yavaş gider.)
26- Kıran ve temettü hac yapan, şükür kurbanı kesmek.
27- Kurbanı, bayramın birinci günü kesmek.
28- Cima gibi yasak olan şeyler, Arafat’ta durmadan önce yapılırsa, haccı bozar. Bunları Arafat’tan önce yapmamak farzdır. Cimadan başkalarını, ihramdan çıkıncaya, cimaı tavaf-ı ziyareti yapıncaya kadar terk etmek vaciptir.
Bilerek veya bilmeyerek, bir vacibi vaktinde ve yerinde yapmayana ceza lazım olur.
Hastalık, ihtiyarlık veya kalabalık gibi bir özürle terk edince bir şey lazım gelmez. Bir vekile yaptırması lazım olmaz.
Hayzlı, nifaslı kadın Mescid-i harama giremez. Tavaftan başka nüsükleri yapar. Tavafı ziyareti temizlenince yapar.
Her günün nüsükü, sonraki gecesinde de yapılabilir.
Haccın edepleri
Haccın edepleri şunlardır:
1- Hac yolculuğu için dinine, ilmine güvenilir salih kimselerle istişare etmeli.
2- Bilhassa hac yolculuğu esnasında gösterişten sakınmaya çalışmalı.
3- Varsa, kul borcunu ve kul hakkını ödeyerek onlarla helalleşmeli.
4- Tanıdıkları ile, arkadaşları ile helalleşip onların dualarını talep etmeli.
5- Dargın olduğu müslüman varsa, barışmalı.
6- Bir şeyi başkası görsün, başkası işitsin diye yapmaktan, övünmekten sakınmalı.
7- Şüpheli olmayan tam helal para ile hacca gitmeli.
8- Hacca giderken, din ve dünya işlerinde yardımcı olacak arkadaşlar bulmalı.
9- Aile fertlerinin nafakasını noksansız temin edip gitmeli.
10- Bilhassa hac yolunda Allahü teâlâdan daha fazla korkmalı.
11- Allahü teâlânın ismini çok zikretmeli.
12- Öfkelenmemeye dikkat etmeli, vakarlı olmaya çalışmalı.
13- Lüzumsuz konuşmayı ve boş şeyleri terk etmeye çalışmalı.
14- Hacla ilgili hususları iyi öğrenmeli.
15- Hac esnasında alış-veriş ve ticaret yapmaktan uzak kalmaya çalışmalı.
16- Perşembe günü çıkamazsa, Pazartesi günü yola çıkmalı.
17- Hep abdestli durmaya gayret etmeli.
18- Evinden çıkmadan önce iki rekat nafile namaz kılmalı.
19- Hac veya umreden dönünce, iki rekat nafile namaz kılmalı. [Kaza borcu olan kaza kılmalı]
Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki:
1- Harem-i şerife girerken sadaka verilmeli. (Mümkün olur ise her görülen fakire)
2- Sâfa ve Merve tepelerinin ortasına kadar çıkılmalı.
3- Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimize selam sırası şöyle olmalı:
Esselâmü aleyke, ya Resulallah
Esselâmü aleyke, ya Nebiyallah
Esselâmü aleyke, ya Habiballah
İfrad haccı nasıl yapılır
Mikâttan önce:
1- Tırnaklar kesilir.
2- Koltuk altı ve kasık temizlenir.
3- Gusledilir olmazsa abdest alınır.
4- Erkek, ihramla örtünür. (Kadın elbisesini çıkarmaz)
5- Baş açık ve ayaklar çıplak olur.
Mikât sınırında:
İhramın sünneti olarak iki rekat nafile namaz kılınır. Yalnız hac için niyet ve telbiye yapılır. Böylece ihrama girilmiş olunur.
İhramdan sonra:
İhramdan çıkıncaya kadar ihramlıya yasak olan işlerden sakınılır. Tekbir, tehlil, salevat-ı şerife ve telbiye söylenerek yola devam edilir.
Mekke-i mükerremede:
1- Gusledip veya abdest alıp Harem-i şerife giderek “kudum tavafı” yapılır. Bu sünnettir.
2- Tavaftan sonra iki rekat tavaf namazı kılınır.
3- Zemzem içilir, üstüne, başına dökmek iyi olur.
4- İhramlı olarak Mekke’de kalınır. Namazları Harem-i şerifte kılmaya çalışmalıdır. İstenildiği kadar nafile tavaf yapılır.
5- Haccın sa’yı kudum tavafından veya nafile bir tavaftan yahut ziyaret tavafından sonra yapılır.
Terviye günü [8 Zilhicce]
Terviye günü sabah namazı Mekke’de kılınıp Minâ’ya çıkılır. Arefe günü sabah namazını müteakip Arafata hareket edilir.
Arefe günü [9 zilhicce]
1- Her fırsatta telbiye, tesbih, tekbir, tehlil ve salevat okunur. [Hacılar, kendilerine, ana-baba ve bütün müslümanlara dua ederler.]
2- Öğle ve ikindi namazları, öğle vaktinde cem-i takdim ile kılınır.
3- Öğleden sonra vakfe yapılır.
4- Güneş batmadan Arafat’tan ayrılmamalı. Güneş battıktan sonra, akşam namazı kılınmadan Müzdelifeye hareket edilir.
5- Akşam ve yatsı namazları Müzdelife’de cem-i tehir ile kılınır. Gece Müzdelife’de kalınır.
Şeytan taşlamak için taş toplanır.
Bayramın birinci günü [10 zilhicce]
1- Sabah namazı kılınınca, Müzdelife’de “Meş’aril haram’a gidilip orada vakfe yapılır.
2- Ortalık ağarıp güneş doğmadan Minâ’ya hareket edilir.
Minâ’da çadıra yerleştikten sonra:
1- Akâ’be cemresine [büyük şeytana] 7 taş atılır.
2- Saçlar tamamen kesilir veya kısaltılır. Böylece ihramdan çıkılmış olur.

Bayramın 2, 3 ve 4. günleri:
1- Bayramın ilk günü yapılmamışsa, ziyaret tavafı yapılır. [Ziyaret tavafını bayramın birinci günü yapmak daha faziletlidir.] Daha önce yapılmamışsa haccın sa’yi yapılır.
2- Küçük, orta ve Akâ’be Cemrelerine [üç şeytana] her gün yedişer taş atılır.
Minâ’dan dönünce:
“Veda Tavafı” yapılır. Beytullaha karşı durup zemzem içilir. Yüz ve baş yıkanır. Sonra Kâbe-i şerifin yüksek eşiği öpülür.
Temettü haccı nasıl yapılır
Mikâttan önce:
1- Tırnaklar kesilir.
2- Koltuk altı ve kasık temizlenir.
3- Gusledilir olmazsa abdest alınır.
4- Erkek, ihramla örtünür.(Kadın elbisesini çıkarmaz)
5- Baş açık ve ayaklar çıplak olur.
Mikât sınırında:
İhramın sünneti olarak iki rekat nafile namaz kılınır.Yalnız hac için niyet ve telbiye yapılır. Böylece ihrama girilmiş olunur.
İhramdan sonra:
İhramdan çıkıncaya kadar ihramlıya yasak olan işlerden sakınılır. Tekbir, tehlil, salevat-ı şerife ve telbiye söylenerek yola devam edilir.
Mekke-i mükerremede:
1- Gusledip veya abdest alıp Harem-i şerife giderek “kudum tavafı” yapılır. Bu sünnettir.
2- Tavaftan sonra iki rekat tavaf namazı kılınır.
3- Zemzem içilir, üstüne, başına dökmek iyi olur.
4- Safâ ile Merve arasında umre’nin sa’yi yapılır. Sonra saçın en az dörtte biri veya tamamı kesilir yahut kısaltılır. Böylece ihramdan çıkılmış olur.
5- İhramsız olarak Mekke’de kalınır. İstenildiği kadar “nafile tavaf” yapılabilir.
Terviye günü [8 zilhicce]
Terviye günü hac için niyet ve telbiye yaparak yeniden ihrama girilir. Sabah namazı Mekke’de kılınıp Minâ’ya çıkılır. Arefe günü sabah namazını müteakip Arafata hareket edilir.
Arefe günü [9 zilhicce]
1- Her fırsatta telbiye, tesbih, tekbir, tehlil ve salevat okunur. [Hacılar, kendilerine, ana-baba ve bütün müslümanlara dua ederler.]
2- Öğle ve ikindi namazları, öğle vaktinde cem-i takdim ile kılınır.
3- Öğleden sonra vakfe yapılır.
4- Güneş batmadan Arafat’tan ayrılmamalı. Güneş battıktan sonra, akşam namazı kılınmadan Müzdelifeye hareket edilir.
5- Akşam ve yatsı namazları Müzdelife’de cem-i tehir ile kılınır. Gece Müzdelife’de kalınır. Şeytan taşlamak için taş toplanır.
Bayramın birinci günü [10 zilhicce]
Sabah namazı kılınınca, Müzdelife’de “Meş’aril haram’a gidilip orada vakfe yapılır. Ortalık ağarıp güneş doğmadan Minâ’ya hareket edilir.
Minâ’da çadıra yerleştikten sonra:
1- Akâbe cemresine [büyük şeytana] 7 taş atılır.
2- Vacip olan şükür kurbanı kesilir. Kurbanlık hayvan bulunmaması veya alınamaması sebebiyle kesemez ise, Zilhiccenin yedi, sekiz ve dokuzuncu günlerinde ve bayramdan sonra yedi gün daha oruç tutması lazım olur. Hepsi on gün olur.
3- Saçlar tamamen kesilir veya kısaltılır. Böylece ihramdan çıkılmış olur.
Bayramın 2, 3 ve 4. günleri
1- Bayramın ilk günü yapılmamışsa, ziyaret tavafı yapılır. [Ziyaret tavafını bayramın birinci günü yapmak daha faziletlidir.] Daha önce yapılmamışsa haccın sa’yi yapılır
2- Küçük, orta ve Akâbe Cemrelerine [üç şeytana] her gün yedişer taş atılır.
Minâ’dan dönünce
Veda Tavafı yapılır. Beytullaha karşı durup zemzem içilir. Yüz ve baş yıkanır. Sonra Kâbe-i şerifin yüksek eşiği öpülür.
Kıran haccı nasıl yapılır
Mikâttan önce:
1- Tırnaklar kesilir.
2- Koltuk altı ve kasık temizlenir.
3- Gusledilir olmazsa abdest alınır.
4- Erkek, ihramla örtünür. (Kadın elbisesini çıkarmaz)
5- Baş açık ve ayaklar çıplak olur.
Mikât sınırında:
İhramın sünneti olarak iki rekat nafile namaz kılınır. Umre ve hac için niyet ve telbiye yapılır. Böylece hem umre hem de hac için ihrama girilmiş olunur.
İhramdan sonra:
İhramdan çıkıncaya kadar ihramlıya yasak olan işlerden sakınılır. Tekbir, tehlil, salevat-ı şerife ve telbiye söylenerek yola devam edilir.
Mekke-i mükerremede:
1- Gusledip veya abdest alıp Harem-i şerife giderek “umre tavafı” yapılır.
2- Tavaftan sonra iki rekat tavaf namazı kılınır.
3- Zemzem içilir, üstüne, başına dökmek iyi olur.
4- Safâ ile Merve arasında “umre’nin sa’yı” yapılır. Böylece umre tamamlanmış olur. Fakat tıraş olunmaz, ihramdan çıkılmaz. Gerekirse sonra, hac için kudum tavafı yapılır. Haccın sa’yi kudum tavafından sonra yapılabildiği gibi, nafile bir tavaftan veya ziyaret tavafından sonra da yapılabilir.
5- İhramlı olarak Mekke’de kalınır. İstenildiği kadar nafile tavaf yapılır.
Terviye günü [8 Zilhicce]
Terviye günü sabah namazı Mekke’de kılınıp Minâ’ya çıkılır. Arefe günü sabah namazını müteakip Arafata hareket edilir.
Arefe günü [9 zilhicce]
1- Her fırsatta telbiye, tesbih, tekbir, tehlil ve salevat okunur. [Hacılar, kendilerine, ana-baba ve bütün müslümanlara dua ederler.]
2- Öğle ve ikindi namazları, öğle vaktinde cem-i takdim ile kılınır.
3- Öğleden sonra vakfe yapılır.
4- Güneş batmadan Arafat’tan ayrılmamalı. Güneş battıktan sonra, akşam namazı kılınmadan Müzdelife’ye hareket edilir.
5- Akşam ve yatsı namazları Müzdelife’de cem-i tehir ile kılınır. Gece Müzdelife’de kalınır.
Şeytan taşlamak için taş toplanır.
Bayramın birinci günü [10 zilhicce]
1- Sabah namazı kılınınca, Müzdelife’de “Meş’aril haram’a gidilip orada vakfe yapılır.
2- Ortalık ağarıp güneş doğmadan Minâ’ya hareket edilir.
Minâ’da çadıra yerleştikten sonra:
1- Akâ’be cemresine [büyük şeytana] 7 taş atılır.
2- Vacip olan şükür kurbanı kesilir. Kurbanlık hayvan bulunmaması veya alınamaması sebebiyle kesemez ise, Zilhiccenin yedi, sekiz ve dokuzuncu günlerinde ve bayramdan sonra yedi gün daha oruç tutması lazım olur. Hepsi on gün olur.
3- Saçlar tamamen kesilir veya kısaltılır. Böylece ihramdan çıkılmış olur.
Bayramın 2, 3 ve 4. günleri
1- Bayramın ilk günü yapılmamışsa, ziyaret tavafı yapılır. [Ziyaret tavafını bayramın birinci günü yapmak daha faziletlidir.] Daha önce yapılmamışsa haccın sa’yi yapılır.
2- Küçük, orta ve Akâ’be Cemrelerine [üç şeytana] her gün yedişer taş atılır.
Minâ’dan Dönünce
“Veda Tavafı” yapılır. Beytullaha karşı durup zemzem içilir. Yüz ve baş yıkanır. Sonra Kâbe-i şerifin yüksek eşiği öpülür.
Hacda ceza gerektiren hususlar
Ceza gerektiren hususlar dört kısma ayrılır. Bunlar:
1- Bedene (deve veya sığır kesmeyi) gerektirenler
2- Dem (koyun veya keçi) kesmeyi gerektirenler
3- Sadaka vermeyi gerektirenler (Fıtra miktarı)
4- Bedelini ödemeyi gerektirenler.
Bedene kesmeyi gerektirenler:
1- Arafat vakfesinden sonra ve ziyaret tavafından önce cimada bulunmak. (Arafat’ta durmadan önce olursa, haccı bozar.)
2- Ziyaret tavafını cünüp olarak yapmak.
Dem kesmeyi gerektirenler:
1- Kudum veya veda tavafını cünüp olarak yapmak.
2- Bir uzvun tamamına koku sürmek.
3- Saçına yağ sürmek veya kına yakmak.
4- Dikişli elbiseyi tam bir gün giymek.
5- Başını bir şeyle örtmek.
6- Tıraş olmak.
7- Koltuk veya yüz kıllarını veyahut boyun kıllarını koparmak.
8- Tırnak kesmek.
9- Haccın vaciplerinden birini terk etmek veya zamanında yapmamak.
Fıtra miktarı sadaka gerektirenler:
1- Bir uzuvdan az bir yere koku sürmek.
2- Bir günden az elbise giymek.
3- Başın veya sakalın dörtte birinden daha azını tıraş etmek.
4- Bir tırnak kesmek.
5- Kudum veya veda tavafını abdestsiz yapmak.
6- Veda tavafından bir şavtı terk etmek.
7- Cemrelerde atılan taşlardan birini eksik atmak.
8- Başkasını tıraş etmek veya başkasının tırnağını kesmek.
Fıtra miktarından az sadaka gerektirenler:
Bit veya çekirge öldürmek
Bedelini ödemeyi gerektirenler:
Av hayvanı öldürmek. Ayrıca Haremin, kesilmesi haram olan bitkilerini kesmek.
Medine ve Kabr-i saadeti ziyaret
Medine’ye girerken ihrama girilmez. Mekke’de ihramlı iken olan yasaklar, Medine’de yasak değildir. Medine şehri uzaktan görülünce salât ve selam getirilir. Sonra, (Allahümme hâzâ haremü Nebiyyike ve mehbitü vahyike femnin aleyye biddühuli fihi vec’alhü vikâyeten li minennâr ve emânen minel azâb vec’alni minelfâizine bi şefaatil Mustafâ yevmelmeâb) denir.
Hacdan sonra, Medine’ye gidip, Resulullahın mübarek kabrini ziyaret etmek lazımdır. Medine’ye girince, yalnız kabr-i Nebiyi ziyareti niyet etmeli. Mescid-i Nebide bir namaz, başka yerlerdeki bin namazdan daha üstündür. Oruç, sadaka, zikir ve Kur’an-ı kerim okumak gibi ibadetler de böyledir.
Şehre veya Mescide girmeden önce gusül abdesti alınır. Güzel koku sürünülür. Yeni, temiz elbise giyinilir. Şehre yürüyerek girmek iyi olur.
[Selef-i salihin, Medine-i münevvereye yaklaşınca, inip yaya yürürlerdi. Böyle yapmak edep gereğidir. Allame Ebu Abdullah b. Reşid anlatır:
(Hicri, 684'de Medine'ye geldim. Vezir Ebu Abdullah bin Ebil-Kasım benimle idi. Gözleri ağrıyordu. Medine'ye yaklaşınca, bineklerimizden inip yaya yürümeye başladık. Vezir de, Kabr-i şerifin şevkiyle yaya yürüdü. Hemen o saat gözlerine şifa ihsan edildi. Kendi hâlini anlatan çok güzel bir kaside yazdı.)]
Eşyalarını bir yere yerleştirdikten sonra, o yerlerin kıymetini ve yüksekliğini düşünerek, boynu bükük, kalbi kırık olarak; (Bismillah ve alâ Milleti Resulillah) der ve hicret gecesi gelmiş olan (İsrâ) suresinin sekseninci âyetini ve namazda okunan salevat-ı şerifleri okuyarak ve (Vağfir li-zunubi veftah li ebvâbe rahmetike ve fadlike) diyerek mescide gelir.
Bab-ı selamdan veya bab-ı Cibril’den mescide girip, minber yanında iki rekat Tahıyyetül mescid namazı kılar. Minberin direği sağ omuzu hizasına gelmelidir. İki rekat da şükür namazı kılar.
[Eshab-ı kiramdan Hz. Cabir diyor ki:
(Seferden gelmiştim. Hemen geldiğim gibi gidip Resulullaha selam verdim. O da mescidin önlerinde duruyordu. (Mescidde namaz kıldın mı) buyurdu. Ben de: Hayır, dedim. (Hemen git, mescide gir, namaz kıl. Ondan sonra gel, bana selam ver) buyurdu. (İbni Hubeyb)]
Duadan sonra edeple kalkıp Hucre-i Saadete gelir. Muvâcehe-i Saadet duvarına karşı, arkasını kıbleye dönerek, Resulullahın mübarek yüzüne karşı, iki metre uzakta, edeple durur. Resulullahın kabr-i şerifinde diri olduğunu, kendisini gördüğünü, selamını dualarını işittiğini ve cevap verdiğini, amin dediğini düşünür. (Esselamu aleyke yâ seyyidi, ya Resulallah ...) diye başlayan duayı okur. Emanet olan selamları söyler.
[Ziyaretçi, huşû ve hudû ile selam vermelidir! Sesini ne çok yüksek, ne de fısıltı derecesinde alçak etmeli, orta derecede çıkarmalı ki, edebe uygun olsun. Hz. Ömer, Resulullahın mescidinde, yüksek sesle konuşan Taifli iki kişiye; “Eğer bu şehir halkından olsaydınız, Resulullahın mescidinde böyle yüksek sesle konuştuğunuz için sizi döverdim” dedi. (Buhari)
Fahr-i kâinat efendimizi ziyaret ederken, mübarek yüzüne karşı durup, arkasını kıbleye vermelidir! Halife Mansur, (Ziyarette, kabr-i şerife mi, kıbleye mi döneyim) diye sorunca, imam-ı Malik hazretleri, (Fahr-i kâinat, sana ve baban Hz. Âdem'e kıyamette şefaatçidir. Ona arka dönülmez) buyurdu.
Şerefli kabre çok yakına varmamalı, sağlığında, şerefli huzurunda nasıl durulursa, öyle edepli durmalı, önüne bakmalı, etrafa bakmaktan sakınmalıdır!]
Sonra yarım metre sağa gelip, (Esselamu aleyke yâ halifeti Resulillah ...) diye başlayan uzun duayı okuyarak Hz. Ebu Bekir’e selam verir. Sonra yarım metre sağa gidip, Hz. Ömer’e selam verir. Sonra kendine ve ana babasına ve bütün müslümanlara dua eder. Sonra yine Resulullahın mübarek yüzünün karşısına gelir, dilediği duaları yapar.
Sonra Ebu Lübabe hazretlerinin kendini bağlayarak tevbe etmiş olduğu direğe gelir. Burada ve Ravda-i mutahharada nafile, kaza kılar. Tevbe ve dua eder. Dilediği zamanlarda, Mescid-i Kubâ ve Mescid-i Kıbleteyn, Uhud şehidleri ve Baki’deki mezarları ve birçok meşhur mübarek yerleri de ziyaret etmelidir. Mescidde iki rekat namaz kıldıktan sonra, Hücre-i saadete gelip, mübarek yüzüne karşı dönmeli. Diri iken olduğu gibi huzurunda edep ile durup, salât ve selam vermelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bana selam verene, ben de selam veririm.) [Beyheki, E.Davud]
Hacca giden fakir, Mekke’ye gidinceye kadar nafile ibadet yapmakta, nafile sevap almaktadır. Mekke şehrine girince hac etmesi farz olur. Zengin ise, memleketinden hac için çıktığı anda farz sevabı kazanmaktadır. Farzın sevabı, nafilenin sevabından daha çoktur. Fakir, memleketinde ihrama girerek yola çıkarsa, yolda da farz sevabı kazanarak, zenginin sevabına kavuşur. Ana babası kendine muhtaç olmayan bir kimse, onlardan izinsiz farz olan hacca gidebilir, fakat nafile olan hacca gidemez.
[Cami, Kur’an-ı kerim kursu ve benzeri İslam’a faydası olan işleri yapmak, nafile hac ve umreden daha sevaptır. Nafile hac ve umre yaparken harcanan paralar, müslüman muhtaçlara veriliyorsa, nafile hac ve umre yapmak, kendi memleketinde sadaka vermekten daha efdal olur. Çünkü, hem mal ile, hem de beden ile ibadet yapılmaktadır. (Hacda bir farzı veya vacibi özürsüz terk etmemeli veya haram, mekruh işlememeli. Aksi halde, nafile hac ve umre yapmak sevap değil günah yapmak olur.) [Makâmâti mazhariyye]
Yazı (kitap, gazete, mecmua) ile, radyo ve TV ile İslamiyet’e hizmet etmek, nafile hac ve umreden daha hayırlıdır. Böyle cihad hizmeti olmayanlar için, memleketinde fakir, muhtaç ve salihlere yahut seyyidlere ve Ehl-i Sünnet bilgilerini yayanlara yardım etmek, nafile hacdan ve cami, Kur’an-ı kerim kursu ve benzeri hizmetleri yapmaktan daha sevaptır.]
Sual: Mekke’den sonra Medine’ye gitmek zorunlu mu?
CEVAP
Zorunlu değilse de gitmeye çalışmalı! Peygamber efendimizin mübarek kabr-i şerifini ziyaret ederek büyük nimetlere kavuşmalı!
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kabrimi ziyaret edene şefaatim vacip oldu.) [Beyheki, Dare Kutni, Taberani]
(Kabrimi ziyaret edene şefaatim helal oldu.) [Bezzar]
(Sadece beni ziyaret için gelen, kıyamette şefaatimi hak etmiş olur.) [Müslim]
(Medine’ye gelip kabrimi ziyaret eden, Kıyamette komşum olur, ona şefaat ederim.) [Şir’a]
(Hac edip kabrimi ziyaret eden, beni diri iken ziyaret etmiş gibi olur.) [Taberani, Dare Kutni, İbni Cevzi]
(Hac edip de, beni ziyaret etmeyen, beni incitmiş olur.) [Dare Kutni, İ.Malik]
(İmkan bulup da mazeretsiz beni ziyaret etmeyen bana cefa etmiş olur.) [İbni Neccar]
(Vefatımdan sonra beni ziyaret eden, hayatımda ziyaret etmiş gibidir.) [Beyheki]
(Kabrimin yanında, benim için okunan salevatı işitirim. Uzak yerlerde okunanlar bana bildirilir.) [İbni Ebi Şeybe]
[Bu müjdelere kavuşabilmek için elbette Ehl-i sünnet itikadında olmak şarttır. Bid’at ehlinin veya gayri müslimlerin yaptığı hiçbir ibadet kabul olmaz.]
İmam-ı Kastalani hazretleri, (Mevahib-i ledünniyye) kitabında buyuruyor ki:
Resulullah efendimizin kabr-i şerifini ziyaret etmek, taatlerin en büyüklerinden ve ibadetlerin en şereflilerindendir. Bunun aksini iddia eden, Allahü teâlâya, Resulüne ve müslümanlara muhalefet etmiş, İslam ipini koparmıştır.

Peygamber mi diri, şehid mi?
Hacca gidip gelen herkes bilir ki, Vehhabiler, Resulullahın kabri şerifini ziyaret edip "Şefaat ya Resulallah" diyenlere, (Ya hacı, şirk şirk...) diyerek Müslümanlara müşrik diyorlar. Resulullahın ümmetinden olan şehidlere diri dedikleri halde, Resulullaha ölü demeleri âyetlere de, hadis-i şeriflere de aykırıdır.
Tibyan’da bildiriliyor ki:
Bedir’de falanca filanca öldü gitti denildiği zaman, Allahü teâlâ, şehidler için ölü denmesini yasaklayıp buyurdu ki:
(Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin. Bilakis onlar diridir, ama siz bunun şuurunda değilsiniz.) [Bekara 154]
Hadis-i şerifte de buyuruluyor ki:
(Uhud’da şehid olan kardeşlerinizin ruhları yeşil kuşlarla Cennete gitmiştir. Onlar Cennetin ırmaklarından su içer, meyvelerinden yiyip Arş’ın gölgesinde asılı altın kandillerle giderler, istirahat ederler. Yiyecek, içeceklerin lezzetini ve orada yaşanan hayatın güzelliklerini tattıkları zaman, “Allah’ın bize neler verdiğini kardeşlerimiz bilselerdi de cihattan çekinmeselerdi” dediler. Allah da, ben onlara, sizin durumunuzu bildiririm buyurdu.) [Müslim, Tirmizi, İbni Mace]
Bu konu ile ilgili âyet-i kerime meali de şöyledir:
(Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın, onlar, Rableri indinde diridir ve Allah’ın bol nimetinden sevinç içinde rızıklanırlar, arkalarından kendilerine ulaşamayan [henüz şehid olmamış] kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.) [Al-i İmran 169]
Birinci âyette, Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin, onlar diridir diye ikaz ediliyor. İkinci âyette de, Allah yolunda öldürülmüş olanların diri olduğu ve yiyip içtikleri bildiriliyor.
Şimdi vehhabilere soruyoruz: Şehid mi üstün, yoksa Peygamber mi?
Şehid sıradan bir Müslüman’dır. Savaşta ölenin imanı varsa şehid olur. Attan düşüp ölen bile şehiddir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Suda boğulan, yangında ölen, enkaz altında kalarak ölen şehiddir.) [İbni Asakir]
(Abdestli yatıp da ölen şehiddir.) [Deylemi]
(Mütteki müezzin, şehid gibidir. Ölürse kabrinde kurtlanmaz.) [Taberani]
(Allah’tan sıdk ile ihlas ile şehidlik isteyen, yatağında ölse bile, şehid olur.) [Müslim]
Allah yolunda ölen şehide ölü demek caiz değil iken, bütün ömrünü Allah’ın emrine uyarak Allah yolunda geçiren Peygamberimize ölü demek nasıl caiz olur?
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Her peygamber, kabrinde diri olup namaz kılar.) [Beyheki, Ebu Ya’la]
(Peygamberlerin vücudunu toprak çürütmez. Bir mümin salevat okuyunca, bir melek bana haber verir, "Falan oğlu filan, sana selam söyledi" der.) [İbni Mace, Ebu Davud]
İki âyet-i kerime meali şöyledir:
(Peygamber, müminlere kendi canlarından üstündür.) [Ahzab 6]
(Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Resulünü hidayet ve hak din ile gönderen Odur.) [Fetih 28]
Bu iki âyetten anlaşıldığı gibi, Peygamberimizin dini diğer dinlerden üstün olduğu gibi, kendi de herkesten üstündür. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ben bütün insanların efendisiyim.) [Buhari]
Şehidlerin ruhu yaşıyor da, âlemlere rahmet olarak gönderilen Resulullahın ruhu yaşamıyor mu? Ruh ölmez, kâfirlerin ruhu bile ölmez. Peygamberin Allah yanında bir şehid kadar da kıymeti yok mu?
Şehid diri oluyor da, Peygamber niye diri olmasın? Şehid cennette rızıklandırılıyor da Peygamber niye rızıklandırılmasın? Peygamber hâşâ Allah yolunda olmazsa, şehid Allah yolunda nasıl olur?
Peygamber diri olmazsa şehid nasıl diri olur? Peygamber işitmezse, şehid nasıl işitir? Halbuki şehidin, müslümanlığı da şehidliği de bu Peygambere iman etmeye bağlıdır.
Peki şehidler Allah yolunda da, hâşâ peygamberler, sıddıklar, ulema-i rasihin ve emr-i maruf yapanlar şeytanın yolunda mıdır? Bu ne çirkin suçlamadır öyle? Resulullah şehid değil midir? Resulullah, son hastalığında, (Hayber’de yediğim zehirli etin acısını hâlâ hissediyorum. Zehrin tesirinden aort damarım, bıçak gibi kesiliyor) buyurdu. (Buhari)
İbni Mesud hazretleri ve diğer Eshab-ı kiram, (O zehirli etin tesiriyle Resulullah şehid oldu) buyurdu. Peygamberlik şehidlikten üstündür. Fakat şehid olmak da bir nimettir. Allahü teâlâ Resulüne bu nimeti de vermek için son hastalığında bu zehrin etkisini göstermiştir. (Mevahib-i ledünniyye)
Sual: Selefi bir siteden aldığım aşağıdaki hadislere uydurma deniyor. Uydurma olmayanların karşısına kaynaklarını yazar mısınız?
CEVAP
İslam âlimlerinin kitaplarındaki bir hadis uydurma olmaz. Çünkü onlar Resulullahın vârisidir. Resulullahın vârisi Resulullaha ihanet eder mi? Sonra onlar uydurma hadisi sahihten ayıramayacak kadar cahil değillerdi. Hadis-i şeriflerin kaynakları karşılarına yazılmıştır:
1- (Kabrimi ziyaret edene şefaatim vacip oldu.) [İbni Huzeyme, Bezzar, Dare Kutni, Taberani]
2- (Sadece beni ziyaret için gelen, kıyamette şefaatimi hak etmiş olur.) [Müslim, Taberani]
3- (Hac edip kabrimi ziyaret eden, beni diri iken ziyaret etmiş gibi olur.) [Taberani, Dare Kutni, Beyheki, İbni Cevzi]
4- (Sevap umarak beni ziyaret eden, kıyamette bana komşu olur.) [Mevahib-i Ledünniyye]
5- (Hac edip de beni ziyaret etmeyen, bana eza cefa etmiş olur.) [Dare Kutni, İmam-ı Malik, İbni Neccar, Mevahib-i Ledünniyye]
Sual: Son hadiste, (bana eza cefa etmiş olur) deniyor. Resulullaha eza cefa küfürdür. Bu bakımdan da son hadis uydurmadır deniyor. Bunun açıklaması nedir?
CEVAP
O kimseler mecaz, tevil, kinaye gibi deyimleri bilmedikleri için böyle akıllarına göre konuşuyorlar. Buradaki eza cefa, Resulullaha hakaret etmek değildir. Resulullah, o kimse bu sevaptan mahrum kaldı diye üzülür. Bu hadisi bir çok âlim nakletmiş, biz sadece dört tanesini bulduk. Bunların ikisi muhaddis = hadis âlimidir. Birisi imam-ı Malik, hem hadis âlimi hem de Maliki mezhebinin kurucusudur. Bu âlimlere inanılmazsa kime inanılacak ki?
Bu konuda başka hadis-i şerifler de vardır. Üçü şöyledir.
(Bir Müslümana eziyet veren bana eziyet vermiş demektir, bana eziyet veren de Allah’a eziyet vermiş olur.) [Taberani]
Halbuki Allah’a ve Resulüne eziyet etmek küfürdür. Ama bir mümine eziyet etmek haram olursa da küfür olmaz. Demek ki bir müminin üzülmesine Allah ve Resulü de üzülüyor.
(Ameller, pazartesi ve perşembe günleri Allah’a arz olunur. Cuma günleri de enbiyaya, ana-babaya, yakınlarına arz olunur. İyi amelle onlar ferahlanır, kötü amellerinize üzülürler. Öyle ise Allah’tan korkun ve günah işlemek suretiyle ölülerinize eziyet etmeyin.) [Hakim]
Bizim günahlarımızı gören ölüler, üzülürler, niye bu iyi amel işlemiyor da kötü işler yapıyor derler. Biz günah işlemekle ölülere de günah yazılmaz.
(Allahü teâlâ buyurdu ki: Abdesti bozulunca abdest almayan bana cefa etmiş olur. Abdest alıp da, iki rekat namaz kılmayan da bana cefa etmiş olur. İki rekat namaz kılıp da benden bir ihtiyacını istemezse yine bana cefa etmiş olur. Abdest alıp, iki rekat namaz kıldıktan sonra dua edenin duasını kabul etmezsem ben de ona cefa etmiş olurum. Halbuki ben cefa etmem.) [Şir’a]
Hâşâ biz nâfile namaz kılmazsak Allah’a niye cefa etmiş olalım ki? Demek ki buradaki eza, cefa, (Kulum bu nimetlerden faydalanmadı) diye Allahü teâlâ üzülüyor.
Üç mescitten başkasını ziyaret için, uzak yola çıkmak, Allah rızası için olursa caizdir. Başka niyetlerle olursa haramdır. Bu üç mescit: Mescid-i haram ve mescid-i Nebevi ve mescid-i Aksadır.
(Yalnız üç mescide ziyaret için gidilir) hadis-i şerifi, Kabr-i saadeti ziyaret için Medine-i münevvereye gitmenin çok sevap olduğunu göstermektedir. Bu ziyareti yapmayanlar, bu çok sevaptan mahrum kalarak Resulullahı da üzmüş olurlar.
Medine’nin fazileti
Medine-i münevvere şehri çok kıymetlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Medine, kötüleri çıkarır, körüğün, demirin pasını çıkarıp attığı gibi.) [Buhari]
(Medine’de ölebilen, orada ölsün. Ben, orada ölenlere şefaat ederim.) [Tirmizi]
(Bütün beldeler kılıçla, Medine ise Kur’an-ı kerimle fetholundu.) [İbni Neccar]
(Medine’nin açlık ve şiddetine sabreden her mümine, kıyamette şefaat ederim.) [Müslim]
(Medine, İslam’ın kubbesi, hicretin toprağı, helal ve haramın meskenidir.) [Taberani]
Kısaca o mukaddes durağın taşı, toprağı ve her yeri Fahr-i kâinat efendimizin yakınlığı ile şereflenmiştir. Medine halkı, Resulullah efendimizin uğur ve bereketlerinden feyz almak için kendilerini evlerine davet ederlerdi. Aynı zamanda evlerinde namaz kılmasını murad edinirlerdi.
İmam-ı Malik hazretleri, Medine içinde hayvana binmekten kaçınır, (Bir yerde ki, Resulullah yaya gezip mübarek ayağı dokunmuştur, ben oraya hayvan ayağıyla basmam) buyururdu.
Üç mescidi ziyaret
Fahr-i âlem efendimizin ziyaretine gitmeye niyet eden, Onun Mescid-i şerifini ziyarete, orada namaz kılmaya da niyet etmeli! Çünkü Onun mescidi, ziyaret için yolculuk yapılan üç mescidden biridir. Bu üç mescid şunlardır: Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa, Mescid-i Nebevi.
Farz ve nafile namazları, Resulullah efendimizin mukaddes mescidinde kılmaya çalışmalıdır! Özellikle Ravda-i mutahharada kılmaya gayret etmelidir! Peygamber efendimiz buranın (Cennet bahçesi) olduğunu bildirmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Mescid-i haram hariç, mescidimde kılınan bir namaz, başka mescidde kılınan bin namazdan daha sevaptır.) [Buhari]
(Mescidimde, kırk vakit namaz kılan için, Cehennemden kurtuluş beratı yazılır.) [Tirmizi]
Kuba mescidi de önemlidir. Ziyaret ederek, orada namaz kılmalıdır! Peygamber efendimiz, her Cumartesi günü Kuba mescidine gider, orada iki rekat namaz kılardı. (Müslim)
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kuba mescidinde namaz kılmak umre yapmak gibidir.) [Tirmizi]
(Gusledip, Kuba mescidine giderek, orada namaz kılana umre yapmış gibi sevap verilir.) [İ. Ahmed]
Eshab-ı kiramın bulunduğu Baki kabristanını da ziyaret etmeli! İmam-ı Malik hazretleri buyurdu ki: (Medine'de eshab-ı kiramdan onbin kişi vefat etmiştir. Onlar hep Baki'de gömülüdür.) Peygamber efendimiz, Baki’ye çıkar (Esselamü aleyküm ey müminler topluluğunun yurdu) diye selam verirdi. (Müslim)
Diğer kabirleri de ziyaret etmelidir. Bir hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(İki kabristan, güneş ve ayın yer halkına ışık vermesi gibi gök halkına ışık verir. Birisi Medine kabristanı, öteki de Askalân kabristanıdır.) [İbni Neccar]
(Haremeynden [Mekke ve Medine'den] birinde ölen, emin olarak dirilir.) [Beyheki]
Eminden maksat, kıyamet korkularını çekmeyendir.
Medine’de kırk vakit namaz
Sual: Hac veya Umre yapanın, Medine’de sekiz gün kalıp kırk vakit namaz kılması şart mıdır?
CEVAP
Hac veya Umre için, Medine-i münevverede sekiz gün kalıp kırk rekat namaz kılmak şart değildir. Yani kırk rekat namaz kılmak, hac ve umrenin şartlarından veya sünnetlerinden değildir.
Peygamber efendimiz için de Medine-i münevverede sekiz gün kalmak gerekmez.
Kırk rekat namazın fazileti, Resulullahı ziyaret ile değil, Mescid-i nebevinin faziletiyle ilgilidir.
 
BURSA TUTANLAR TURİZM
Haşim İşçan Cad. İlikler Ertarman İşhanı No: 18 / 10 – 6 Osmangazi – BURSA
Tel: (224) 222 06 06 - (224) 222 07 07  Fax:  (224) 222 79 35
e-mail: info@bursatutanlarturizm.com